Kelime Kökeni: Farsça
– Sınama
– Tecrübe
– Deneme
– Deneyim
– Sınav
– İmtihan
Cümle içinde kullanımı:” Hepimiz bu dünya elinde âzmûn edilen canlılarız kimsenin kimseye ayrıcalığı yok.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sınama
– Tecrübe
– Deneme
– Deneyim
– Sınav
– İmtihan
Cümle içinde kullanımı:” Hepimiz bu dünya elinde âzmûn edilen canlılarız kimsenin kimseye ayrıcalığı yok.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Görüp geçirmiş
– Tecrübe sahibi olma
– Deneme, denenmiş olma
– Sınanmış
Cümle içinde kullanımı:” Bu aşk işlerinde kalp azmûdegi olanı seçmiyor ki, onu kim yakacak ise ona tutuluyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Denenmiş, tester
– Deneyen
– Tecrübe sahibi
Cümle içinde kullanımı:” İşinin ehli azmûde bir bahçıvan aranıyordu sonunda çiçekleri dilinden anlayan birini getirdiler.”
Azm etmek / eylemek
– Yönelmek, niyetlenmek
– İşi girişmek, işe koyulmak
– Yola çıkmak
– Tasarlamak
Cümle içinde kullanımı:” Seni geriye çeken her şeye karşı savaşmayı azm edersen kader bile önünde duramaz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Deneme, deneyim, sınama, tecrübe
– Deney, görgü
Cümle içinde kullanımı:” Âzmâyîş kazanan gönlüm bir daha kanar mı vefasız dillere?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Denemiş
– Sınamış kimse
– Tecrübe edinmiş
Cümle içinde kullanımı:” Marangoz olarak alınan kişinin âzmâyî, ağaçların muhteviyatını bilen biri olması gerekir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Başka iklime özgü bir cins hayvanın erkek ve dişinden üreyen yavru
– Kendi türünden oldukça fazla irileşmiş, büyümüş
– Gelişmiş
Cümle içinde kullanımı:” Azman oldu bu hayvancıklar yiye yiye görüyorsun dimi?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sınamış, denemiş
– Azmak eylemi
– İki ayrı cins hayvanın çiftleşmesinden doğma
– Metis, kırma
– Hibrit
Cümle içinde kullanımı:” Âzmâ yoluyla dünyaya gelen bu yavru köpekler her iki ırkında özellikleri taşıyan güçlü bir türe dönüştü.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kemik
– İskeleti meydana getiren sert madde
Cümle içinde kullanımı:” İnsanın omurgasını meydana getiren azm, bir sebepten zarar görürse hali nice olur?”
Azl etmek / eylemek
– İşine son vermek
– Görevden almak
– Uzaklaştırmak
Cümle içinde kullanımı:” Son işinden azl ettiğimizin gencin karşı tarafa geçmesini ben olağan karşılıyorum.”