Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı
– Osmanlı padişahlarının yaşadığı sarayın ilk giriş kapısı
Cümle içinde kullanımı:“Bâb-ı Hümâyûn, İstanbul’da Sarayburnu sırtlarında kurulmuş görkem ve ihtaşamıyla ünlü bir saraydır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı
– Osmanlı padişahlarının yaşadığı sarayın ilk giriş kapısı
Cümle içinde kullanımı:“Bâb-ı Hümâyûn, İstanbul’da Sarayburnu sırtlarında kurulmuş görkem ve ihtaşamıyla ünlü bir saraydır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Şeyhülislam makamı
– Bâb-ı meşîhat
– Fetvaların verildiği yer
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı imparatorluğunda bulunan Bâb-ı Fetvâ, günümüzün Diyanet İşleri Bakanlığıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Paşa kapısı
– Sadrazam konağı
Cümle içinde kullanımı:” Bâb-ı âsafî, paşa kapısı olarak bilinirdi makam olarak yüksek bir mertebede olanların girebileceği bir yerdi ancak.
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Osmanlı hükümeti
– Sadaret makamı
– Divân-ı hümâyûn ile dahiliye, hariciye nezaretlerini ve şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer
– Osmanlı devletinin yüksek yönetim organlarının bulunduğu yer
– Sadrazam sarayına verilen ad
Cümle içinde kullanımı:” Bâb-ı Âlî herkesin öyle elini kolunu sallayarak girebileceği bir kapı değil.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Saadet, uğur, kut
– Medhal, kapı, dahil olacak yer
– Dergâh
– Büyük kapı
– Büyük daire
– Bir kitabın bölümleri
– Ata
Cümle içinde kullanımı:” Giriş bâb’ında eserin yazılış amacı, yazarın kim olduğu ve kime ithaf edildiği yer almaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüce ve ulu Allah
– Aziz ve Celal Allah
Cümle içinde kullanımı:” Bu günümüze ham olsun sana azze ve celle!”
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Aziz olsun!
– Aziz, büyük, yüce, ulu
– Büyüklük
– Şanı büyük olsun!
Cümle içinde kullanımı:” Arkanda Türk halkı var, gazan mübarek azze olsun Atam!”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Pek dar
– Çok ensiz
Cümle içinde kullanımı:” Kasvetli azyak yollarda attığım adımlar sanki bir gölge gibi hüznümü de peşi ardı sürüklüyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İncinmiş, gönlü kırılmış
– Hatırı kırılmış
– Yüreği incinmiş
Cümle içinde kullanımı:“Bak kara oğlum sakın ola ailenin âzürde-hâtır etme, kan elden üstündür unutma.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırılmış, incinmiş, gücenmiş
– İncitilen kimse, gönül koyan
Cümle içinde kullanımı:” Rabbime şükür bir insnaı âzürdegî edecek sözlerden hep kaçtım, dil yarasından sakındım.”