Kelime Kökeni: Zarf
– Yaygara
– Gürültü
– Gereksiz yere bağırma çığırma
– Sızlanma
Cümle içinde kullanımı:“Bağır bağır kendini yırttı üç beş kuruşluk elbise için görmüyor musun?”
Kelime Kökeni: Zarf
– Yaygara
– Gürültü
– Gereksiz yere bağırma çığırma
– Sızlanma
Cümle içinde kullanımı:“Bağır bağır kendini yırttı üç beş kuruşluk elbise için görmüyor musun?”
Deyim
– Yüreği yanmak
– Çok acımak, çok üzülmek
Cümle içinde kullanımı:“Evladını kaybeden bir annenin bağrı baş olur, üzüntüsünü tahayyül edemezsiniz.”
Deyim
– Kucaklamak veya saygı için elini göğsüne koymak
– Sahiplenip sevmek
– Himaye altına alarak korumak kollamak
Cümle içinde kullanımı:”Başka bir şeydi ona duyduğum sevgi bağrıma bastıkça gözüm dünyayı görmezdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Akciğer
– Karaciğer
– Göğüs, sine
– Yürek, kalp
– İç, öz
– Gönül, ahşa
Cümle içinde kullanımı:“Bağır yandı mı ne su söndürür yüreği ne de umman!”
Kelime Kökeni: Ad
– Apağcı
– Büyücü, üfürükçü
– Bağlayan
– Falcı
– Afuncu, sihirbaz
Cümle içinde kullanımı:“Konya yöresinde nefesi kuvvetli bir bağıcı var diye duymuştum son çare ona mı gitsek?”
Deyim
– Ayakları altına alıp oturmak
– Bacakları çapraz şekilde vücudunun altına alarak oturma şekli
Cümle içinde kullanımı:” Ateşin etrafında toplanıp bağdaş kurarak oturduk aramızda kara bir demlik çay kaynıyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Azgınlık
– Asilik
– Dik başlılık
– Duygularında aşırılık olan
Cümle içinde kullanımı:“Bağılık gösteren eylemleri ve hareketlerinde sevgisiz kalışlarını yansıtma istiyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyü
– Efsun
– Sihir
– Füsun
– Afsun
Cümle içinde kullanımı:” Bir araya gelelim diye yapılan bağı yok edecek bir efsun arıyorum, gelme artık.”
– Uymak, uyum sağlamak
– Uzlaşmak, anlaşmak
– Uyuşmak
– Bağdaş kurup oturmak
– İmtizaç
Cümle içinde kullanımı:” Biz acılarımızı sakınmak yerine bağdaştırıp birbirimize yol arkadaşı olduk bunca yıldan sonra.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İyi geçinen
– Her bakımdan iyi geçinen, dost, sırdaş
– Dizleri büküp ayakları altına alarak oturma
Cümle içinde kullanımı:” Bağdaş kurup oturduğumda önüme hemen bir kahve ve su getirdiler.”