Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-ahlâk
– Kötü huylu
– Ahlâksız
– Kötü ahlak sahibi
– Terbiyesiz
– Topluluk kurallarına uymayan, aykırılık eden
Cümle içinde kullanımı:” Her toplumun yüzünü kızartan bed-ahlâk bir güruhu bulunur.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-ahlâk
– Kötü huylu
– Ahlâksız
– Kötü ahlak sahibi
– Terbiyesiz
– Topluluk kurallarına uymayan, aykırılık eden
Cümle içinde kullanımı:” Her toplumun yüzünü kızartan bed-ahlâk bir güruhu bulunur.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Düşünmeksizin
– Ansızın, birdenbire
– Durup dururken
– Akla gelmedik bir anda
Cümle içinde kullanımı: “Bedâheten ince bir sızı gönlümü yoklayıp burnumun direğini sızlatıverdi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyi düşünmeden
– Zahir delil
– Çarçabuk, besbelli
– Hemen
– Aşikar
– Besbelli
– Çabucak
Cümle içinde kullanımı: ” Bedâhet gelen mutluluk beni her zaman ürkütüp korkutmuştur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yalancı
– Sözünde durmayan
– Vefasız
– Ahdinde
Cümle içinde kullanımı: “Bed-ahd, gözleri haince bakan insanlardan koru Rabbim bizi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Başlangıç
– Giriş, ön kısım
– Mukaddime
– İlk bölüm
Cümle içinde kullanımı: “Şükür ki bedâ’et kısmı sözlerinizin en alasını bizlere anlatabilecek kadar nüktedan. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzellik
– Hüsün
– Hoşluk
Cümle içinde kullanımı: “Bedâ’at gelip geçicidir kanmayasın kalıcı olan içtenlikle parlayan ruhtur.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Kötülük
– Çirkin, kötü, adi
– İyi karşıtı
– Şer, fena, hoşa gitmeyen
– Yaramaz
– Âğâz
– Başlayış, başlama
Cümle içinde kullanımı: “Bed yüreklere denk gelmek benim hatam olsaydı sevmek nazarımda bir hiç sayılırdı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hindi ile sülün arasında bir cins kuş
– Viyana’dan İstanbul’a getirilen bir tavuk türü
– Numida meleagris
– İran tavuğu
Cümle içinde kullanımı: “Ülkemizde Beç Tavuğu tavuğu olarak bilinen İran tavuğunun anavatanı Afrika’dır.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Viyanalı
Cümle içinde kullanımı: “Beçlu askerler Osmanlı ordusunun Viyana’yı ikinci kez kuşatmasını büyük bir cüret olarak görmüşlerdir.”
Kelime Kökeni: Macarca-beç
– Viyana işi
Cümle içinde kullanımı: “Beçe-kârî ziynet eşyaları yakında ünlü bir iş adamına taktim edilecek.”