Kelime Kökeni: Özel ad
– Berber kavminin konuştuğu dil
– Berberiler kavminin yaşam tarzı
Cümle içinde kullanımı: “Kuzey Afrika’nın en eski yerli halklarından biri olan Berberiler eski bir kabile olup Berberce dilini kullanmışlardır.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Berber kavminin konuştuğu dil
– Berberiler kavminin yaşam tarzı
Cümle içinde kullanımı: “Kuzey Afrika’nın en eski yerli halklarından biri olan Berberiler eski bir kabile olup Berberce dilini kullanmışlardır.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-barbiere
– Saç kesen
– Tıraş eden
– Afrika’nın kuzey bölgesinde Cezayir ülkesinde yaşayan bir kavim
– Saç ve sakal kesen bunu meslek edinen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Berber çırağı olarak ilk iş hayatıma başladığımda çalışmanın tüm zorluklarını görmeye başlamıştım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Anne sırtına bebeği bağlamayı sağlayan kuşak, bez parçası
Cümle içinde kullanımı: “Ber-bendi sıkıca bağlayan yaşlı kadın torununu sırtında taşıyarak onca yolu yürüdü.”
– Bozmak
– Yıkmak
– Alt üst etmek
– Kötü duruma getirmek
– İşi batırmak
Cümle içinde kullanımı: “Belki de hayatımın en iyi fırsatını berbâd ettiğimi ima ediyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Viran, harap
– Telef olmuş
– Mülevves
– Pis
– Kötü
– Fena
– Zayi olmuş
– Perişan
Cümle içinde kullanımı: “Berbâd olmuş hayatımın müsebbibi sensin anne, beni bu denli saf yetiştirmemeliydin.”
Kelime Kökeni: Arapça-berzah çoğul biçimi
– Berzahlar
– Kıstaklar
– Kabirler
Cümle içinde kullanımı: “Berâzıh varken ölümden korkmana ne gerek var can!”
Kelime Kökeni: Arapça-berzîk çoğul biçimi
– Gruplar
– Cemaatler
– Bölükler
– Takımlar
Cümle içinde kullanımı: “Devlet adamları ve ulemalar tarafından yönetilen berâzîk bilgiye aç öğrenci gibidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kılıç kama gibi aletlerin sapı
Cümle içinde kullanımı: “Berâzbânı tutan elin hiç mi titremez bir masuma yanaşırken!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğendire
– Kalil
– Az olan
– Çiftlik hayvanlarını dürterek yürütmek için kullanılan uzun değnek
– Ürendire
– Üyren
Cümle içinde kullanımı: “Elinde tuttuğu berâzı ineklere dürten çoban kocaman sürünün hakkından tek başına gelebiliyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-beriyye
– İnsanlar
– Yaratıklar
– Bütün canlılar
– İnsan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerindeki tüm berâyâ buraya toplanmışken yemin olsun gideceğim bu diyardan.”