Kelime Kökeni: Arapça-bevl+Farsça-dân
– Sidik torbası
– Mesane
– İdrar torbası
Cümle içinde kullanımı: “Bevl-dân hastalıkları çoğunlukla yaşlılıktan kaynaklanır derler.”
Kelime Kökeni: Arapça-bevl+Farsça-dân
– Sidik torbası
– Mesane
– İdrar torbası
Cümle içinde kullanımı: “Bevl-dân hastalıkları çoğunlukla yaşlılıktan kaynaklanır derler.”
Kelime Kökeni: Arapça- çoğul biçimi ebvâl
– İdrar
– İşeme
– Sidik
– Çiş
– Miksiyon
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanlarla insanların bir başka ortak yanı bevl desek yalan konuşmuş olmayız değil mi?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Dedikodu
– Yalan söz
– Bela çıkarma
– Kötülük yapma
– Aniden bastıran yağmur
– Talan
– Çalıp çırpma
– Suyun kaynağını arayıp bulma
– Sıçrama, atlama
– Düşmanlık
– Fenalık
– Kavga çıkarmak
– Derde sebep olmak
Cümle içinde kullanımı: “Huzura erişen adam hiç uğraşır mı bevk çıkarmaya itle köpekle dalaşmaya!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ah etme
– Küfretme
– Sövme
– Belaya çatma
– Felakete uğrama
– Aşikar
– Meydanda
– Belli
– Bilgisi olma
– Haberli
– Musibete uğrama
– Sıkıntılı duruma düşmek
Cümle içinde kullanımı: “Bin sövgü bin bevh haktır yalana, bin iltifat bin teşekkür çoktur doğruya.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâtire çoğul biçimi
– Keskin kılıçlar
– Çok kesen bıçaklar
– İyi kesen kılıçlar
Cümle içinde kullanımı: “Savaşın kanıyla bevâtiri hiç bitmez cengaverler meydandan kaçmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâtın çoğul biçimi
– Gizlilikler
– Aşikar olmayan gizli şeyler
– Gizli kapaklı şeyler
– Saklanan şeyler
– Gizli olan şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Kapalı kapılar arkasında bevâtın düzmeceler dönüyor bunlara sessiz mi kalacaksınız?”
Kelime Kökeni: Arapça-bâtıl çoğul biçimi
– Batıl olanlar
– Sahte olan şeyler
– Hurafeler
– Batıl inançlar
– Yalan hikayeler
Cümle içinde kullanımı: “Geleceğimizi bevâtıl söylentiler üzerine kuracak olsaydık şimdiye keşkeler topluyor olurduk.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâsûr çoğul biçimi
– Basurlar
– Hemoroitler
– Makat bölgesindeki tümörler
Cümle içinde kullanımı: “İnsanı en zorlayan en utandıran hastalıklar bevâsir olanlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-bârih çoğul biçimi
– Sıcak esen rüzgarlar
– Samyeli
– Aşırı sıcaklar
– Sıcak ve şiddetli esen rüzgarlar
Cümle içinde kullanımı: “Bizdeki maziyi de bevârih yok edecek, estikçe toz gibi dağılıp gideceğiz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bârid çoğul biçimi
– Soğuk şeyler
– Barid olanlar
– Berüdetli olanlar
– Soğutulan yemekler
Cümle içinde kullanımı: “Bevârid, dumanı tütmeyen ocaklardan çıktım da geldim ben bu memlekete.”