Kelime Kökeni: Ad
– Bulamak eylemi
– Bir cins toprakla bulandırarak yaptıkları koyu pekmez
– Üzüm şırasından yapılan pekmez
Cümle içinde kullanımı: “Çamura bulamadan altını bulamazsın diyorlar öyle değil mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Bulamak eylemi
– Bir cins toprakla bulandırarak yaptıkları koyu pekmez
– Üzüm şırasından yapılan pekmez
Cümle içinde kullanımı: “Çamura bulamadan altını bulamazsın diyorlar öyle değil mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Tere
– Turpgillerden bitki
Cümle içinde kullanımı: “Bulak otunu çocukluktan beri yufka ekmeğe sarıp yemeyi çok severim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kaynak
– Ayn
– Kendince çıkan su
– Kaynayan pınar
– Memba
– Menşe
Cümle içinde kullanımı: “Yer altından çıkan bulak soğuk suyuyla tüm hayvanlara yarıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İlginç olma
– Şaşkınlık yaratma
– Dikkate layık
– Enteresan
Cümle içinde kullanımı: “Bul’acebî davranışlarının arkasında sevgiye muhtaç biri var. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Şaşkınlık uyandıran
– İlginç
– Enteresan
– İlgi çekici
Cümle içinde kullanımı: “Bul’aceb olayların baş kahramanı olarak hayatlarımızdan deyim yerindeyse akıp gitti. “
Kelime Kökeni: Arapça-bakar çoğul biçimi
– Öküzler
– Sığırlar
– Büyükbaş hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “İyice besiye çekilmiş bukûrlar varken bu cılızı nerden buldun şimdi?”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Hipokrat ekolüne bağlı kimseler
– Hipokrat akımını takip eden kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Günümüz doktorları Bukrâtiyyûn hedefiyle yola çıkarak öncelikle insan yaşamına değer verirler.”
Kelime Kökeni: Arapça-Yunanca sıfat
– Yunan filozofu Hipokrat ile ilgili
– Hipokrat ile alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Bukrâtî ve daha nice hekimin hikayelerini içeren kitapları okuyor o dönemlerde insan hayatına yaptıkları katkıları öğrenmeye çalışıyordum.”
Kelime Kökeni: Arapça-Yunanca özel ad
– Yunan filozofu Hippocrates
– Hipokratis
– Eski Yunan hekimi Hipokrat
Cümle içinde kullanımı: “Uhrevi mesleklerden biri olan hekimliğin yüceliği ve eskiliği Bukrât’a kadar dayanmaktadır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Saraçların kullanmış olduğu yün parçaları
– Eyer ve koşum takımları yapan kişilerin kullandığı yün kırpıntıları
Cümle içinde kullanımı: “Ustaya lazım olacak tüm bukranı kendi getireceğini söyleyip dükkandan çıktı.”