Kelime Kökeni: Ad
– Koku alma organı
– Solunum organı
– Nazus
– Ön sivri bölümü
– Kara parçasının denize uzanmış bölümü
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Ad
– Koku alma organı
– Solunum organı
– Nazus
– Ön sivri bölümü
– Kara parçasının denize uzanmış bölümü
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Ad
– Kıvırıp koparma
– Burma
– Eğirilecek bükülmüş yün
– Burmak işi
Cümle içinde kullanımı: “Burum burum olmuş yünlerden nasıl ip yumakları yapacak göreceğiz.”
– Küsmek
– Keyfi kaçmak
– Kıvrılmak
– Bükülmek
– Ağrımak
– Sancı yapmak
Cümle içinde kullanımı: “Başımın ağrısı karnıma vurdu midemin burulmasından duramıyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Girdap
– Burgaç
– Anafor
Cümle içinde kullanımı: “Burulgan koptu kopacak denizlerin hiddetini, gökyüzünün sertliğini hepimiz göreceğiz.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Olmamış meyve
– Ermemiş meyve
– Kekre
– Burulup incinme
– Ağız buruşturan
– Tadı acımtırak olan
Cümle içinde kullanımı: “Buruk bir tat bırakıyordu vedaların hazin sahneleri.”
Kelime Kökeni: Arapça-burc çoğul biçimi
– Burçlar
– Bentler
– Kaleler
– Hisarlar
– Kermenler
Cümle içinde kullanımı: “Burûc ve gezegenlerin konumlarına göre kişinin ruh halini çözmeye çalışıyorlar.”
Deyim
– Doğum sancısı tutmak
– Hamile kadının doğum yaparken duyduğu sancı
Cümle içinde kullanımı: “Leyla’nın buru tutan hali çığlık çığlığa sesi kulaklarımdan silinmiyor bir türlü.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tehlikeli bir zaman veya mekan
– Bağırsakları kıvırıp koparırcasına beliren şiddetli ağrı
– Sancı
– Buruntu
– Bağırsak bozukluğu
– Ağrılı ıkınma
Cümle içinde kullanımı: “Karnımda birden başlayan buru yüzünden yatak döşek yatmaya başladım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Osmanlı donanmasında asker ve erzak taşımacılığında kullanılan bir tür kalyon
– Savaş gemisi
Cümle içinde kullanımı: “Daha önce böylesine büyük bir burtun görmemiştim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Taşlık
– Domuz yavrusu
– Çakıllık yer
– Taşlı toprak
– Taşı bol yer
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buranın toprağı da burtlağı da meşhurdur.”