Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ahirette günahkarların azap gördükleri yer
– Dûzah
– Tamu
– Sıkıntılı yer
Cümle içinde kullanımı: “Cehennemin kor ateşlerinden korkmuyorsun ancak bir çift boş lafın bıraktığı etkiden mi korkuyorsun!”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ahirette günahkarların azap gördükleri yer
– Dûzah
– Tamu
– Sıkıntılı yer
Cümle içinde kullanımı: “Cehennemin kor ateşlerinden korkmuyorsun ancak bir çift boş lafın bıraktığı etkiden mi korkuyorsun!”
Kelime Kökeni: Arapça-câhil çoğul biçimi
– Cahiller
– Nadanlar
– Bilmeyenler
– Okumamışlar
– Bilgisizler
Cümle içinde kullanımı: “Kitap yüzü dahi görmemiş cehele birine nasıl derdimi anlatayım!”
Kelime Kökeni: Arapça-ecfân,cüfûn
– Asma çubuğu
– Kılıç kını
– Göz kapağı
– Bıçak kını
Cümle içinde kullanımı: “Dünyayla insan arasında yer alan cefn kapandığında sonumuz toprak olacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Düşünmeksizin
– Birden bire
-Bir çırpıda
– Ansızın
Cümle içinde kullanımı: “Ceffe’l-kalem çıkıp gelen şu gözyaşlarının hesabını veremeyeceksen canımı yakma!”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kalabalık gürültüsü
– Kalabalık
– Kütle
– Yığın
– Küme
Cümle içinde kullanımı: “Ceffe hesabıyla gidecek olursak kazançlı çıkacağımız aşikar.”
Kelime Kökeni: Arapça-cefâ+Farsça-pîşe
– Eziyet eden
– Zalim
– Gaddar
– Zulmeden
– Kıyıcı
Cümle içinde kullanımı: “Dokunma cefâ-pîşe, sakın yoldaş sanıp yanına yanaşma.”
Cümle içinde kullanımı: Arapça-cefâ+Farsça-keş
– Cefa çeken
– Eza çeken
– Sıkıntıya katlanan kimse
– Zulüm gören
Cümle içinde kullanımı: “Her anne evladı için cefâ-keş olur saçlarını süpürge etmekten kaçmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-cefâ+Farsça-kârâne
– Cefa çekerek
– Üzülerek
– Cefekarcasına
Cümle içinde kullanımı: “Cefâ-kârâne davranışları sayesinde bizler daha iyi durumdayız.”
Kelime Kökeni: Arapça-cefâ+Farsça-kâr
– Cevr ve cefa eden
– İşi cevr ve cefa etmekten ibaret olan kimse
– Eziyet etmeyi seven
Cümle içinde kullanımı: “Cefâ-kâr biri olmasaydı belki daha iyi yerlere gelebilir insanlar tarafından sevilirdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-cefâ+Farsça-dîde
– Cefa gören kimse
– Cefa çekmiş
– Belaya bulaşmış
– Sıkıntı çekmiş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Cefâ-dîde biri bilir acının ve kederin boyutunu, rengini.”