Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Üçüncü cemre
– Toprağa düşen cemre
Cümle içinde kullanımı: “Cemre-i sâlis toprağa düştü mü ağaçlar kış uykusundan uyanmaya başlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Üçüncü cemre
– Toprağa düşen cemre
Cümle içinde kullanımı: “Cemre-i sâlis toprağa düştü mü ağaçlar kış uykusundan uyanmaya başlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cemerât
– Yanmış kömür parçası
– Şubatta yavaş yavaş oluşan hararet
– Sıcaklıkların yükselmesi
– Hava, suya ve toprağa düştüğü söylenen halk inancı
– Karanlık
– Mina’da şeytan taşlama
Cümle içinde kullanımı: “Bu kara kış kıyametten sonra toprağa düşen cemre gibi benim de hayatım yeniden canlanacak.”
– Toplanmak
– Bir araya gelmek
– Bir araya gelip buluşmak
– Toplantı yapmak
– Çekidüzen vermek
Cümle içinde kullanımı: “Bizler gayretimizi ve inancımızı ortaya koyarak cem olmalı, her zorluğun üstesinden gelmeliyiz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Deveci
– Deve sürücüsü
– Deve süren kimse
– Deve sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Cemmâl işini yapan birinden koyun mu satın almayı düşünüyorsun?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Pek çok
– Derli toplu
– Cemiyete yakışır
– Yeterinden fazla
– Bir hayli
Cümle içinde kullanımı: “Heyetimize dahil olan Mahir beyin cem’iyyetli biri olduğunu söyleyebilirim.”
Kelime Kökeni: Arapça-cem’iyyet+Farsça-gâh
– Toplantı yeri
– İçtima için toplanılan mekan
– Birleşme yeri
Cümle içinde kullanımı: “Cem’iyyet-gâh da bir araya gelenlerin hepsi ilim sahibi insanlardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi em’iyyât
– Topluluk
– Bir yere toplanma
– Cemaat
– Heyet
– Toplu halde bulunma
– Eğlence için bir araya gelme
– Perişanlık karşıtı
– Çalışma yapmak üzere oluşturulan meclis
– Dernek
– Birlik
Cümle içinde kullanımı: “Bilim dergisinde yer alacak başlıklar cem’iyyet tarafından belirlenecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-cemîle+Farsça-kâr
– İyiliksever
– İyilikseverlik
– İyilik yapmayı seven kimse
– Güzel ahlak sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Cemîle-kâr biri olmasaydı bunca hayırı niye işlesin ki?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hoşa gitmek için yaranma
– Gönül almak için yapılan hareket
– Güzellik sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Cemîle hoş güzel kızdır lakin ağzından çıkanı pek bilemez.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cemîlât
– Çekici
– Güzel
– Okullarda verilen ödül
– İyilikle anma
– Maddi güzellik
– Manevi güzellik
– Endam sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Cemîl, sen benim bu dünyadaki sınavım ahiretimde bahşedilen ödülümsün.”