Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cesur
– Gözü pek yiğit
– Delikanlı
– Kahraman
– Yürekli
– Korkusuz
– Cümle içinde kullanımı: “Kendini daima en yüksekte gören cerî, güvenilir biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cesur
– Gözü pek yiğit
– Delikanlı
– Kahraman
– Yürekli
– Korkusuz
– Cümle içinde kullanımı: “Kendini daima en yüksekte gören cerî, güvenilir biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yaralı
– Yaralanmışn
– Mecruh
Cümle içinde kullanımı: “Cerhî hayvan gibi acı içinde etrafta bağırıyor koşturuyordu.”
– Yaralamak
– Hakikatle çürütmek
– Yara açmak
– İncitmek
– Gücendirmek
Cümle içinde kullanımı: “Kanlı sözlerinle beni cerh etmek istiyorsun ama bilmiyorsun ki gözlerinde bıçak gibi .”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yaralı
– Yara almış
– Yarası olan
Cümle içinde kullanımı: “Cerha dolu kalbimde yeniden açılan bir çizgi gibisin oluk oluk kanıyorsun derinden.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çerge
– İnsan ve hayvanlarla daire kurup halka oluşturma
– Yanları açık çadır
– İnsan topluğu
Cümle içinde kullanımı: “Bİzler cerge ve isyandan korkan insanlar değiliz tek korkumuz masumların canını yakmaktır.”
– Vuku bulmak
– Gelişmek
– Olmak
– Oluşmak
– Meydana gelmek
Cümle içinde kullanımı: “En sonunda ikisi arasında cereyân eden olaylar sonrasında ikide yaralandı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Çıngırak taşıyan hayvan
– Çıngıraklı hayvan
– Çıngıraklı
– Çıngırak bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Keç yavrusuna ceres-dâr adını takmış onunla oynuyor sürekli.”
Kelime Kökeni: Arapça-cerâs
– Çıngırak
– Çan
– Zindan
– Bereket tarım tanrıçası
– Ses çıkaran metal nesne
Cümle içinde kullanımı: “Toprağı kutsayan ceres gibi tohumları yeşertip ağaçları çiçeklendirirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çan
– Zil sesi
– Topuz sesi
– Kampana sesi
Cümle içinde kullanımı: “Uzaklardan duyulan cereng sesinin peşine takılıp gidiyordu.”
Cümle içinde kullanımı: Moğolca-ad
– Ceylan
– Gazal
– Geyik yavrusu
– Ahu
Cümle içinde kullanımı: “Ceren misali etrafta seken şu güzelliği görüyor musun?”