Kelime Kökeni: Ad
– Bir tür kağıt oyunu
– Erkek giysisi
Cümle içinde kullanımı: “Bir avuç erkek yere çökmüş cimdallı oynuyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir tür kağıt oyunu
– Erkek giysisi
Cümle içinde kullanımı: “Bir avuç erkek yere çökmüş cimdallı oynuyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tatlı ve küçük bir karpuz türü
– Sevimli çocuk
– Ufak tefek
Cümle içinde kullanımı: “Asıl sen şu cimcimeye baksana ne tatlı dilleri var.”
Kelime Kökeni: Arapça-cemre çoğul biçimi
– Mina’da üç şeytanın taşlanması
– Soy
– Kabile
– Süvari alayı
– Klan
Cümle içinde kullanımı: “Bu cimâra haysiyetsizlik işlemiş gibi nesilden nesle aktarılıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-cemel çoğul biçimi
– Erkek develer
– Develer
– Hörgüçlü hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Çöllerin padişahı olan Cimâl’dır, güçleri ve sabırlarıyla tanınırlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sert huylu
– Atın sahibini istememesi
– Sert mizaçlı
Cümle içinde kullanımı: “Atın evcilliği bir yana binicisi onu zapt edemezse cimâh olacaktır.”
– Cinsel temasta bulunmak
– Cinsel ilişkiye girmek
Cümle içinde kullanımı: “Uzun bir süredir gizli saklı cimâ ettikleri konuşuluyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Cinsel ilişki
– İnsanlarda çiftleşme
– Cinsel münasebet
– Cinsel temas
Cümle içinde kullanımı: “İnsan hayatının bir parçası olan cimâ gelenek ve göreneklerimizde yer aldığı gibi evlilik yoluyla gerçekleşmelidir.”
Deyim
Kara cahil
– Çok cahil kimse
– Hiç bilgisi olmayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Evvelinden beri böyleydi hani derler ya cim karnında bir nokta tamda öyle.”
Kelime Kökeni: Arapça-cilve+Farsça-nümâ
– Cilve yapan
– Cilve gösteren
– İşveli kimse
– Cilve eden
– Cilveli
Cümle içinde kullanımı: “Köyün en cilve-nümâ kızı Atiyye’dir, güzelliğiyle nam salmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cilve+Farsça-kâr
– İşveli
– Cilveli
– Cilve yapan
– Nazenin
– Cİlvebaz
– Nazlı
Cümle içinde kullanımı: “Huyunu sevdiğimin kızı öyle bir cilve-kâr ki ne kızabiliyor ne küsebiliyorum.”