Kelime Kökeni: Arapçcünd+Farsça-âne
– İyi binicilere yakışır tarzda
– İyi biniciler gibi
– Atlı askerler gibi
Cümle içinde kullanımı: “Görünen o ki cündiyâne becerilerini göstermek için can atıyor.”
Kelime Kökeni: Arapçcünd+Farsça-âne
– İyi binicilere yakışır tarzda
– İyi biniciler gibi
– Atlı askerler gibi
Cümle içinde kullanımı: “Görünen o ki cündiyâne becerilerini göstermek için can atıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad-sıfat
– Mısırda suvarilere verilen ad
– Sipahi
– Binicilikte usta kimse
– Askerî
– Askerlerle ilgili
– Binici
– Ordu mensubu
– Atlı asker
Cümle içinde kullanımı: “Atların dilinden anlayan bir cündî çağırmak gerekli.”
Kelime Kökeni: Arapça-cünûd çoğul biçimi
– Asker
– Asker topluluğu
– Alay
– Avene
– Yardımcı
– Ordu
– Er
– Mürekkep topluluk
Cümle içinde kullanımı: “Bir cünd dolusu insan avluya yığılmış hep bir ağızdan bağırıyor şikayetlerini sıralıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Eğlence
– Zevk
– Kımıldanma
– Hareket
– Beğeni
Cümle içinde kullanımı: “Öyle ki cünbüşe sefaya daldın acılarından feragat ettin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kubbe
– Kubbe biçiminde olan
– Kümbet
– Piramit biçiminde yuvarlak veya köşeli yapı
Cümle içinde kullanımı: “Cünbüde içerisinde saklanan ganimetleri bulamayacaklarını sandılar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Eğlence yeri
– Cümbüş yeri
– Eğlence salonu
Cümle içinde kullanımı: “Çocukların bulunduğu her yer cünbîş-gehe dönüşür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kımıldanmış
– Sallanmış
– Hareket etmiş
– Yer değiştirmiş
Cümle içinde kullanımı: “Görünürde cünbîde eden hiçbir şey yok mutlak bir sessizlik hakim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hareket eden
– Kımıldayan
– Sallanan
– Oynayan
– Devinim
Cümle içinde kullanımı: “Bahçede gördüğümüz cünbân yerdeki böceklermiş.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Günah
– Vebal
– Kabahat
Cümle içinde kullanımı: “Biliyorum ki bu cünâhla yanacak, huzurlu tek bir an yaşayamayacağım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İkiz çocuk
– İkiz bebek
Cümle içinde kullanımı: “Cünâbe sahibi olan bu adamcağızı işten kovmak vicdan işi midir?”