Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Büyücü
– Gözbağcı
– Afsuncu
– Sihirbaz
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-bend olduğu söyleniyor insanları korkutuyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Büyücü
– Gözbağcı
– Afsuncu
– Sihirbaz
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-bend olduğu söyleniyor insanları korkutuyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yalvaran
– Af dilemek
– Birinden kendini acındırarak bir şey istemek
Cümle içinde kullanımı: “Suçunun bağışlanması için el pençe çeşm-bâz olman gerekirken nasıl isyan edersin?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yüz örtüsü
– Peçe
– Atların yüzüne takılan meşinden gözlük
– Giz
– Sır
Cümle içinde kullanımı: “Günahını çeşm-âvîzle örtmeye çalışman nafile, içindeki ihaneti gözlerinden okuyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Tanıdık
– Göz aşinalığı olan
– Tanış
– Bildik
– Aşna
Cümle içinde kullanımı: “Siz yıllar sonra rast ettiğim çeşm-âşinâ bir dost gibi değil hafızamdan tümüyle sildiğim bir varlık olarak kalacaksınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Nazar boncuğu
– Muska
– Hamaylı
– Göz boncuğu
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-ârû yakasına takmış kafir gözlerden korunmaya çalışıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ay ve yıldızlar
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-i Şeb şahit olsun ki bu yara bende seninle birlikte yaşamaya ilelebet devam edecektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Süzgün göz
– Baygın
– Kendinden geçmiş bakış
Cümle içinde kullanımı: “Yan duruşundaki edaya, çeşm-i mahmûruna kurban olayım.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kadere razı olan göz
– Babası tarafından kurban olarak adanan İsmail Peygamberin gözü
Cümle içinde kullanımı: “Allah çeşm-i İsmâ’ili geri çevirmemiş onun canını bağışlamıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Zalim
– Acımasız
– Gaddar bakışlı göz
– Merhametsiz bakış
– Acıma duygusu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-i hûn-feşân sevgilim, hiç mi sevgiye hürmetin yoktur!”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Büyüleyen göz
Cümle içinde kullanımı: “Çeşm-i câdû beni bu diyardan götürür uzaklara salar.”