Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Para uzmanı
– Sarraf
– Kuyumcu
– Para işleriyle uğraşan
Cümle içinde kullanımı: “Derem-güzîn zengin olur, yoksulun daima cebi deliktir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Para uzmanı
– Sarraf
– Kuyumcu
– Para işleriyle uğraşan
Cümle içinde kullanımı: “Derem-güzîn zengin olur, yoksulun daima cebi deliktir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Para
– Akçe
– Kıymetli kağıt
– Gümüş para
– Akça
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı zamanından kalma deremleri gözü gibi saklar kimselere göstermez.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gerileme
– Basitleştirme
– Ricat
Cümle içinde kullanımı: “Hayatın derekî kısımlarını büyütmek yerine ileriye odaklanılmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Aşağı inilecek basamak
– En aşağı kat
– Aşağı derece
– Düşük mertebe
Cümle içinde kullanımı: “Kötücül insanların dereke konumları size doğru yolunuzu göstersin.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Boylam
– Meridyen
– Tul derecesi
Cümle içinde kullanımı: “Derece-i tûl hesaplamalarında hiç bir zaman iyi olamadım.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Enlem
– Arz denemesi
Cümle içinde kullanımı: “Yay parçalarının değerini derece-i arz ile ölçmek bilimdir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yukarı çıkacak basamak
– Miktar
– Rütbe
– Enlem ve boylam ölçüm birimi
– Mertebe
– Paye
– Aşama
– Başarı gösterme
Cümle içinde kullanımı: “Ne derece haklı çıkacağımı zaman gösterecek bekleyelim görelim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Anadolu’da zaman zaman ortaya çıkan başına buyruk asi takımı
– Anadolu’da devlet gücüne karşı koyan topluluk
– Zorba
– Derebeylik
Cümle içinde kullanımı: “Kendisini buranın derebeyi zannediyor galiba havalara bak.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İki dağ arasındaki uzun çukur
– Çay
– Çukur
– Irmak
– Küçük akarsu
Cümle içinde kullanımı: “Çokta uzakta olmayan bir dere var buralarda, oraya ulaşabilirsek susuzluğumuzu gideririz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kaygılı
– Acılı
– Tasalı
– Dertli
– Kederli
– Mükedder
Cümle içinde kullanımı: “Evladını kaybeden baba yüreği ömrü billah derd-nâktır.”