Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En iyi cevaplayan
– En iyi yanıt veren
Cümle içinde kullanımı: “Hocaların içerisinde escveb olan birini çağırmalıyız ki talebeler feyz alsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En iyi cevaplayan
– En iyi yanıt veren
Cümle içinde kullanımı: “Hocaların içerisinde escveb olan birini çağırmalıyız ki talebeler feyz alsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yakınlar
– Komşular
– Mücavirler
Cümle içinde kullanımı: “Çevredeki ecvâr sayesinde köydeki yangın çabucak söndürüldü.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Bardaklar
– Camlar
– Cam bardaklar
Cümle içinde kullanımı: “Köşkün tüm ecvâmı bir anda sebepsiz yere patlayıp kırıldı.
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Cömertler
– Eli açık olanlar
– Sahiler
– Eli açıklar
– Cimri olmayanlar
Cümle içinde kullanımı: “Ecvâd kimseler sayesinde çocuklarımız bu yıl üşümeyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– İri gövdeli
– Cesim
– Gövdesi büyük olan
– Cüssesi büyük
Cümle içinde kullanımı: “Ecsem ağacın yıkılması halinde kaldırmak çok zor olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Cisimler
– Katı maddeler
Cümle içinde kullanımı: “Ruhtan bağımsız olan escâm insan hizmetindedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Cesetler
– Ölüler
– Vücutlar
– Naaşlar
Cümle içinde kullanımı: “Ecsâd konuşsa hayatın boşa hırslardan oluştuğunu söylerlerdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dağarcıklar
– Deri çantalar
– Meşinden yapılan çantalar, keseler
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı kadınların omuzlarına taktıkları ecribe de öğlen yiyecekleri nevale vardı.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Tüysüz
– Henüz tüyü çıkmamış
– Köse
– Ergen
– Bıyığı sakalı çıkmayan
Cümle içinde kullanımı: “Çevresine ecred müritleri toplamış yalanlarla akıllarını yıkıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Uyuz
– Deri hastalığı
– Pısırık insan
Cümle içinde kullanımı: “Ecreb olan tatlı tatlı kaşınırken düşünür anca.”