Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Devalar
– İlaçlar
– Çareler
– Tedbirler
– Tedaviler
Cümle içinde kullanımı: “Sevmek edviyedir bu zamanda, hele ki kimse kimseyi sevmezken.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Devalar
– İlaçlar
– Çareler
– Tedbirler
– Tedaviler
Cümle içinde kullanımı: “Sevmek edviyedir bu zamanda, hele ki kimse kimseyi sevmezken.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Devirler
– Çağlar
– Doğu musıkîsinde usuller
– Vakitler
– Dönemler
Cümle içinde kullanımı: “Geçtiğimiz edvâra bakaca olursak insanlık hem gelişmiş hem de gerilemiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Hastalıklar
– Dertler
– İlletler
– Sebepler
– Bozukluklar
Cümle içinde kullanımı: “Bedene musallat olan edvâ genelde sinirden ve dertten olur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ayakkabı
– Mest
– Konçlu mest
– Kısa çizme
– Pabuç
– Başmak
Cümle içinde kullanımı: “Edük tamir eden amcanın ellerindeki nasırlar birden bire yüreğimi sızlattı.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Pislikler
– Kirler
– Denesler
– Necisler
– Pislenmiş olanlar
– Paslar
Cümle içinde kullanımı: “Ruhları ednâs olanlardan başka kimseden korkmam.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Daha aşağı
– Alçak
– Zavallı
– Hor
– Adi
– Bayağı
– En alt düzeyde
Cümle içinde kullanımı: “Toplumda ednâ olarak görülen garibanlar yoksullukları içinde debeleniyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Beyinler
– Dimağlar
– Bilinçler
– Zihinler
Cümle içinde kullanımı: “Genç edmiga almaya alışıktır, onu ne kadar zengin bilgilerle donatırsan o kadar güzel gelişir büyür.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yüksek
– Değerli
– Kıymeti olan
– Altı ve üstü arasında uzaklığı çok olan
Cümle içinde kullanımı: “Yıldızlar bizlere edizten bakar ve takip eder.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dualar
– Yakarışlar
– Dini metinler
Cümle içinde kullanımı: “İçtenlikle edilen ediye elbet duyulur ve kabul olur inancını kaybetme.”
– Kendi kendine etmek
– İttihaz etmek
– Benimsemek
– Üretmek ve kazanmak
– İktisap etmek
– Kendine sağlamak
– Sahip kılmak
– Saymak
Cümle içinde kullanımı: “Kendine sürekli dert edinmeyi bırak ve zihnini boşaltmaya çalış.”