Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Felekler
– Yarık
– Barınak
– Sığınak
– Çatlak
– Vadi
– Alemler
– Yükler
– Kaderler
Cümle içinde kullanımı: “Keşfedilmemiş eflâk ve toprakları görmek, hissetmek ve yaşamak isteriz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Felekler
– Yarık
– Barınak
– Sığınak
– Çatlak
– Vadi
– Alemler
– Yükler
– Kaderler
Cümle içinde kullanımı: “Keşfedilmemiş eflâk ve toprakları görmek, hissetmek ve yaşamak isteriz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yere atılmış
– Dürülmüş
– Yıkık
– Düşkün
-Yıkılmış
– Harap olmuş
Cümle içinde kullanımı: “Yerle yeksan olmuş efkende ruhumu sen mi kurtaracaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yere atan
– Düşüren
– Atıcı
– Yıkıcı
– Düşkün
– Düşürücü
Cümle içinde kullanımı: “Vefasız aşıklar kadınların kalplerini efken edip arkalarına bakmazlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat, çoğul ad
– Fikirler
– Düşünceler
– Sıkıntı
– Tasa
– Üzüntü
– Kaygı
– Çok fakir
– Kuruntular
Cümle içinde kullanımı: “Saat geceyi biraz geçince bastıran efkâr ruhumun derin dehlizlerine sızıyor.”
– Titremek
– Rüzgarın serin ve yavaş esmesi
Cümle içinde kullanımı: “Yağmurlar birlikte efildeyen rüzgar havanın iyice bozacağının habercisi.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Titrek titrek
– Yavaş yavaş
– Hafif ve yavaş esen rüzgar
Cümle içinde kullanımı: “Efil efil esen rüzgarın sayesinde burnuma gelen kokusu içimi sıcacık etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Zeyrek
– Çok zeki
– Çok kavrayışlı
– Anlaması çabuk olan
– Şeref sahibi kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dilerim efhem bir çocuktur bizleri uğraştırmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En üstün
– Çok övünülecek kimse
– İri vücutlu
– Büyük cüsseli
Cümle içinde kullanımı: “Güreşte efhar olan değil çevik hareket eden kazanır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Daha büyük
– Saygın
– Fehametli
– En yüce
– Şeref sahibi
– En ulu
– Çok büyük
Cümle içinde kullanımı: “Efham hocamız değerli varlığıyla akşam yemeğimizi onurlandırdı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Düşkün
– Zavallı
– Atılmış
– Yıkılmış
– Aciz
– Bakımsız
– Surat
– Biçare
– Düşürülmüş
Cümle içinde kullanımı: “Efgende halini bizden mesul tutması bir yana hayatından da zevk almıyor.”