Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Tepeler
– Yükseklikler
– Sınır noktaları
– Müjdeciler
– Erler
– Bireyler
Cümle içinde kullanımı: “Yağmurun efrâtı olan bulutlar toplanmaya başladı rahmet yağacak”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Tepeler
– Yükseklikler
– Sınır noktaları
– Müjdeciler
– Erler
– Bireyler
Cümle içinde kullanımı: “Yağmurun efrâtı olan bulutlar toplanmaya başladı rahmet yağacak”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Örtüler
– Sergiler
– Yaygılar
– Bezler
– Kilimler
Cümle içinde kullanımı: “Avludaki tozlu efrâşa oturan yaşlı kadının elindeki yün çoraplar el emeği göz nuruydu.”
Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– Türk mitolojisinin ünlü kahramanlarından biri
– Şehname’nin karakterlerinden biri
Cümle içinde kullanımı: “Efsanevi kral Efrâsyâb İran’ın baş düşmanıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Feresler
– Atlar
– Esbler
– Beygirler
– Kısraklar
– Dişi atlar
Cümle içinde kullanımı: “Dağlarda gördüğümüz efrâs yabani olmakla birlikte güzelliği tartışılmaz.”
Kelime Kökeni Farsça-sıfat
– Yükseltilmiş
– Kaldırılmış
– Yükselmiş
– Kaldırmış
Cümle içinde kullanımı: “Efrâhte sevaplar yoktur, cennet garanti altına alınan bir arsa değildir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yükseltilmiş
– Kaldırılmış
– Yukarı kaldırılmış
– Yükseğe çıkartılmış
Cümle içinde kullanımı: “Sevapları efrâhte olmuş kullarından eyle bizi Yarabbi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sevinmeler
– Ferahlıklar
– İç açılmaları
– Coşkular
Cümle içinde kullanımı: ” İçimizdeki efrâh duyduğumuz müjdelerden kaynaklı.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Bireyler
– Fertler
– Askerler
– Erler
Cümle içinde kullanımı: “Efrâdımız sağ olsun bizler haram mala göz dikmeyiz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Gök bilimi uğraşan
Cümle içinde kullanımı: “Eflâs-şinâs kişilerin yerle alakası olmaz göklere sevdalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Eflake mensup
– Melek
– Gökte oturan melek
Cümle içinde kullanımı: “Eflâkî hatırına şu bulutların seyrine doyum olmuyor.”