– İşine son verilip işten ihraç edilmek.
– Kovulmak.
– Başından defetmek.
Cümle içinde kullanımı:” Bohçasını koltuğuna verip tıpış tıpış gidişini izlemişti.”
– İşine son verilip işten ihraç edilmek.
– Kovulmak.
– Başından defetmek.
Cümle içinde kullanımı:” Bohçasını koltuğuna verip tıpış tıpış gidişini izlemişti.”
– Utandırıcı ya da bir söz dahi söylemesine fırsat vermeyecek halde şaşırtıp bunaltarak bir kimseye bir şey kabul ettirmeye ya da yüksek fiyatlarda mal satmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne konuştun sen öyle ya boğuntuya getirmiştin adamı resmen.”
– Ayrı bir para almadan, sadece karın tokluğuna karşılığı olarak çalışmak.
– Kazanmış olduğu para sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş yerinde resmen boğaz tokluğuna çalışıyordum kölelikten farkı yoktu resmen.”
– Afiyet olsun anlamında kullanılan bir söz.
– İştahınız açık olsun.
– Yarasın.
– Bereketli olsun
Cümle içinde kullanımı: ” Sana boğaz ola ben kaçıyorum şimdi hadi iyi eğlenceler.”
– Geçim sağlamak için bir uğraş içinde olmak, didinmek.
– Yaşamını sürdürebilmek adına geçinebilmek için bir şeyler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir boğaz kavgasına tutuşmuştu tüm halk herkes bir şişe yağ için sıraya girmişti.”
– Bir saka sözü. Sofraya saldırıldı, topluca yemek yenmeye başlandı.
Cümle içinde kullanımı: ” Herkes o kadar açtı ki boğaziçinde kavga çıkması an meselesiydi.”
– Neden bu denli hırçın bir biçimde bağıra bağıra konuşuyorsun ki? anlamında kullanılır.
– Neden bu kadar yüksek bir tonda sesleniyorsun bize? anlamında kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Bu curcuna ne böyle boğazınızı saban demiri ile mi deldiler sizin?”
– Elinde geçen parayı arttırmak adına yemek, yiyecek giderlerinde azaltma yapmak.
– Gırtlağından kesmek.
– Bol keseden gıda alışverişi yapmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Kırdığın onca tabakların ev gereçlerinin masrafını boğazından keseceğim hadi bakalım bir daha yapabilecek misin böyle şeyler?”
– Bir kimse yemiş olduğu bir şeyin ardından ya iştahsızlığı ya da bir yakınının çok sevmiş olduğu yemek olması ve onun yiyememesi durumunda üzülmesi yüzünden rahat rahat ve lezzetini çıkararak yiyememek, tadını alamadan yutamamak.
– Boğazına dizilmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sensiz bu yemekler nasıl boğazımdan geçsin be güzel kızım.”
– Boğmak ister gibi kavgaya başlamak.
– Birini yakasıyla beraber boğazından tutarak çok sıkmak. Bir şeyi yapması için zorlamak.
– Çok fazla özlem duyduğu biriyle uzun süre sonra bir araya geldikten sonra sımsıkı sarmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ortam çok fazla sessizleşmişti o sessizlik bizimkinin adamın boğazına sarılmasıyla kargaşaya bırakmıştı yerini.”