– Bol bol.
– Ölçüsüz olaraktan.
– Çok.
– Fazlaca.
Cümle içinde kullanımı: ” Ay sonunu bir zahmet görmezsin bol keseden harcama yapıyorsun hep.”
– Bol bol.
– Ölçüsüz olaraktan.
– Çok.
– Fazlaca.
Cümle içinde kullanımı: ” Ay sonunu bir zahmet görmezsin bol keseden harcama yapıyorsun hep.”
– Yararsız, gereksiz, beli de zararına da olsa bir şey için yok olmak, edilmek, boşu boşuna heder olmak.
Cümle içinde kullanımı: “Bok yoluna gitmiştin, valla sen bu olayda baya araya kaynamıştın.”
– O herifin bu işe bir yerlerini, burnunu sokması, büyük bir küstahlıktır karışmaması, susması gerekir.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona bu işten en fazla bok yemek düşer.”
– Hiç yoktan sebeplerden ötürü kavga çıkarıp, kavga etmek için bahane arayan, çok sinirli ve geçim sağlanmayan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen var ya bokunla kavga edersin bu şekilde sinirinin kontrolünü sağlamazsan.”
– Bir işi ya da bir şeyi, uğraşa uğraşa yarım yamalak, çok bozuk, kötü, zararlı bir hale sokmak, duruma getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende yapmış olduğun şakanın bokunu çıkarmıştın artık yapma istemiyorum daha fazla duymak.”
– Bozuk, kirli yönün ortaya çıkması, düzeltilmesi güç olan aksaklığı anlaşılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de bu iyi yanların gelip geçici bir şeymiş belli senin de bokluğun çıktı ortaya.”
– Kötülük getirecek işler yapmak, kötü sonuçlar oluşturacak işlere dahil olmak, uğraşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne güzel ilerliyorduk seninle bok karıştırma şu işe lütfen.”
– Düzeltilmesi güç bir durum içine sokmak, bozmak, berbat hale getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sefer bu işi bok etme artık artık arkını toplamak istemiyorum.”
– Hep kirli işler karıştırıp duran kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni gidi küçük bok çömçesi seni.”
– İftirada bulunmak.
– Bir kimseye leke atmak, sürmek.
– Kara çalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onu o kadar çok kıskanıyordu ki her fırsatta ona bok atmaya çalışıyordu.”