– Emrinizi, ne denli güç, sıkıntı verici, dertli olursa olsun, yerine getiririm.
Cümle içinde kullanımı: ” Emret, fındık kabuğuna gireyim reis.”
– Emrinizi, ne denli güç, sıkıntı verici, dertli olursa olsun, yerine getiririm.
Cümle içinde kullanımı: ” Emret, fındık kabuğuna gireyim reis.”
– Kendisine emir edilen işi yapmak.
– Bir işin yükümlülüğü altında bulunan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Emir kuluyduk bizde neden bize suçluyorsunuz?”
– Çok sevilen, sayılan, görülen bir kimse, bir işi yapılmasını istemiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Emir büyük yerden gelmişti uymak boynumuzun borcu.”
– İşe yarar olmak.
– Makbule geçmek.
– Takdir edilmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eme yararın oldu bana çok teşekkür ederim bu konu için.”
– İşe yarar olarak kabul edilmemek, makbule geçmemek, takdir edilmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eme seme yaramıyorsun hala bana laf ediyorsun.”
– Bir şeyin meydana gelmesi adına özen vermek, çok çalışır olmak.
– Emek çekmek.
Cümle içinde kullanımı: “Emek vermen gerekir bir yerlere varmak için.”
– Bir şeyin meydana gelmesi adına özen vermek, çok çalışır olmak.
– Emek vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” baya emek çekmiştim bu iş olsun diye ama yine kötü sonuçlandı.
– Bir şeyin yapılması adına kendisinin de çalışmış olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Emeği geçen herkese teşekküllerimi sunuyorum.”
– Bir işte yorulan kimse yerine başka birini yerine getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” El tazelemenin vakti gelmişti, yorulmuştunuz hepiniz.
– Mürşit, alim artık yetişmiş olan müridin, öğrencisine mürşitlik izni vermek.
– El almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Akıl hocamdan vefat etmeden önce elini vermişti bana.”