– Elde edilip edilmeyeceği belli olmayan, ele geçirilmesi güç olan şey.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni kaybetmem resmen 5 saniyeden kısa sürüyordu, denizde balıktan farkın yoktu.”
– Elde edilip edilmeyeceği belli olmayan, ele geçirilmesi güç olan şey.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni kaybetmem resmen 5 saniyeden kısa sürüyordu, denizde balıktan farkın yoktu.”
– Herhangi bir şeyi yapmak adına uygun hale getirmek, uygun şartları elde etmek, fırsat kollamak, punduna getirmek.
– Biçimine getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaşam faaliyetleri o kadar uçuk farklara sahipti ki birbirlerinin dengine getirmek çok zordu.”
– Herkes kendine dengiyle olan, denk olanla.
– Uygun olanla, uygunuyla.
Cümle içinde kullanımı: ” Dengi dengine olan birisiyle hayatını sürdürmek gerekir bu hayatta.”
– Olmayacak ya da gücünü aşan bir konu üzerinde konuşmak, dertleşmek.
– Bir şeyden söz etmek, anlatmak, konu açmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Geldi yanıma yine dem vurmaya o kadar sıkılmıştım artık onun dertlerinden.”
– Kişi, sesiyle bir sazın uzun havasına ya da sazıyla bir kimsenin uzun uzun ezgilerine eşlik etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar güzel söylüyordu ki şarkıyı onla bir dem tutmamak imkansızdı resmen.”
– Başarılması kolay olmayan, çok zor iş.
– Başa çıkılması güç olan, yenilmez kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen karşılaştığım çocukta ama demir leblebi çıktı valla uğraşılmaz bu adamla.”
– Bir yerde hareket etmemesi için geminin çapasını denize sallamak.
– Bir kişinin bir yerde uzun zaman boyunca ikamet etmek, kalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Geminin demiri atmasıyla tatilimizin 2 ayını geçireceğimiz adaya ulaşmıştık.”
– Yola çıkacak geminin çapasını denizden çekmek.
– Ölmek, çekip gitmek, uzaklaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yavaş yavaş demir almaya başlamıştık kaptan harekete geçmek için onay vermişti.”
– Asıl anlatmak, söylemek istediğim bu değildi.
Cümle içinde kullanımı: ” Aslında senin bir olmak istiyorum ama demem o değil.”
– Öyleyse, bundan ortaya çıkan sonuç şu ki, söylenenlerden şu anlaşılır ki, bu durum şunu ortaya koyar ki.
Cümle içinde kullanımı: ” Demek ki benim onca söylediğim söz boşaymış.”