– Deniz üzeri yaptığı yolculuğunda geminin sallanması sonucunda mide bulantısı, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara yol açma durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen çıktığımız yolculukta deniz tutmuştu beni, kusmamak için kendimi zor tutmuştum.”
– Deniz üzeri yaptığı yolculuğunda geminin sallanması sonucunda mide bulantısı, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara yol açma durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen çıktığımız yolculukta deniz tutmuştu beni, kusmamak için kendimi zor tutmuştum.”
– Çok fazla deneyimi olan kimse.
– Usta denizci.
– Eski denizci.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende zamanında ne deniz kurduydun be anılar gözümde depreşti .”
– Elinde amaca ulaşabilecek bolca araç varken, gereksiz emek harcayarak başka yollar aramak.
– Çay kenarında kuyu kazmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin bu yaptığın iş denizin kenarında kuyu kazmaktan farksız, az kendine gel toparla şu işleri.”
– En tehlikeli durum veya işten zararsız bir şekilde çıkabilir.
– Çok şanslı olan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Denize girsen topuğun ıslanmaz, bende istiyorum bu şansı.”
– Becerikli olduğu pek söylenmeyen, en elverişli koşullar içinde bile başarı gösteremez, en uygun durumu, ortamı bile tersine çalışır hale getirir.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kadar da uğursuz olamazsın ya denize girsen kurutursun.”
– En beklenmedik, umulmadık işten bir kazanç sağlar.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen var ya denize düşsen götünle balık tutarsın ben buna inanıyorum.”
– En zor, büyük güçlüklerden kurtulup, üstesinden geldikten sonra önemsiz bir engelle karşılaşıp işi başarısızlıkla sonlandırmak.
– Denizi geçip kıyıda boğulmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen o kadar ilerle, uğraş dur sonra gel denizi geçip çayda boğul.”
– Kendi çevresinden giden, ayrılan kişi, içine girdiği yeni ortama alışmakta zorluk, güçlük çekmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Annesinin hayata gözlerini kapamasıyla denizden çıkmış balığa dönmüştü resmen.”
– Çok büyük, kocaman, tükenmez bir varlıktan pek küçük bir parça.
– Herhangi bir sonsuz olan bir şeyden ufacık bir parça.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinde onca mal varken sen bana o denizden bir bardak suyu çok gördün.”
– Çok fazla miktarda parası olan aynı denizdeki kum kadar çok olan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Denizde kum, onda para bitmez hayatta kazanabileceği her şeyi kazanmış.”