– Çok dikkatli bir biçimde bakmak, incelemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Etrafına dört gözle bak ne görüyorsun?”
– Çok dikkatli bir biçimde bakmak, incelemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Etrafına dört gözle bak ne görüyorsun?”
– Bazı durumlardan özellikle de parasızlıktan çok yakınmak, dert yanmak, üzülmek, ağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dört gözle ağlaya ağlaya sokaklarda milletten para dileniyordu.”
– Bir işe iyice benimseyerek ve eksiksiz yapma kararı verip ele almak.
– Desteklenmesinden ya da yardımından yararlanmak için bir kimse ile sıkı bir bağ sağlamak, kurmak.
– Yapacağı işe büyük bir önem vererek, özen göstererek ilgilenmek, girişmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş bizim için çok önemliydi, hepiniz dört ele sarılma vakti.”
– Evde, kapalı bir yerde, ortamda.
Cümle içinde kullanımı: ” Dört duvar arasına sıkışmıştım nasıl kurtulacağım bilmiyorum valla.”
– Eksiksiz.
– Yetkin.
– Kusursuz.
– Mükemmel.
– Birlik.
Cümle içinde kullanımı:” Dört dörtlük bir hayat sürüyorduk sağ olsun babam sayesinde.”
– Bir iş yapmak adına durmadan şuraya buraya koşmak, hareket etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sinirden dört dönmüştü resmen etrafa saldırıyordu.”
– Her taraf.
– Bütün çevre.
– Etraf.
Cümle içinde kullanımı: ” Dört bir tarafım çevrilmişti düşmanlarla.”
– Hiç eksiği gediği olmayan, kusursuz.
– Mükemmel.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de bu dört başı mamurluğuna hastayım.”
– Tehlikeli bir durumdan hiç zarar görmeden atlatmak, kurtulmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Kedilerin dört ayak üstüne düşüp durmasına hayretle izliyorum.”
– Bir durumdan, olaydan başka bir duruma veya olaya geçme zamanı.
Cümle içinde kullanımı: ” Dönüm noktasına varmıştık artık biraz daha büyümenin vakit gelmişti.”