– İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeden dudağının arkasından dışarı üfleyen sigara tiryakisi.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende içmiyorum derken iyice dudak tiryakisi oldun.”
– İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeden dudağının arkasından dışarı üfleyen sigara tiryakisi.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende içmiyorum derken iyice dudak tiryakisi oldun.”
– Hoşnutsuzluğu, huysuzluğu, üzüntüsünü yüz çizgileriyle belli etmek, surat asmak, somurtmak, yüz asmak, yüzü düşürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dudak sarkıtmayı bırak, görmek istemiyoruz o yüz düşüklüğünü.”
– Bardağı, fincanı ağzına kadar doldurmayıp dudağını yakmadan, rahatça yanaşabileceği boş bir yer, boşluk bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar doldurmuşsun ki bardağı dudak payı bırakmamışsın bile.”
– Hayran bırakmak.
– Şaşırtmak.
– Hayrete düşürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dudak ısırtıcı tavırların vardı seni böyle görünce baya şaşırmıştım.”
– Ayıp ya da tehlikeli bir duruma şaşırır olmak.
– Dudağını ısırarak karşısında olan kişiye sus işareti vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dudak ısırması, kaş göz hareketleri susmam gerektiğini anlamıştım.”
– Bir kimse dudağını diğer kimsenin dudağına dokundurmuş durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Anlık kafa çevirmemizle onunla dudak dudağa gelmiştik.”
– Beğenmemek.
– Umuruna katmamak.
– Umursamamak.
– Omuz silkmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dudak bükmek yerine şu planlara ayak uydursan keşke.”
– Hiçbir tarafından, hiç kimseden bir konuda yardım gelme ihtimali olmamak, umudunu yitirmek, kaybetmek, umudu kalmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dört yanı deniz kesilmişti kimseden yardım alacak durumu kalmamıştı.”
– İşleri her daim istediği şekilde sonuçlanıyor, gelişiyor; her zaman işi yolunda ve keyifli.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende hep dört üstü murat üstüsün he, neyi sorsak altından başaralı çıkmış oluyorsun.”
– Büyük bir özlem duygusuyla, büyük bir istekle, sabırsızlıkla, heyecanla beklemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senden gelecek olan hediyeyi dört gözle bekliyorum.”