– Sessiz.
– Kimseyle bir sorunu, sıkıntısı olmayan kişi.
– Hiçbir şeye karışmak, müdahil olmak istemeyen sakin kişilik.
– Kendi halinde.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli koynunda bir halde etrafta takılıyorsun yine.”
– Sessiz.
– Kimseyle bir sorunu, sıkıntısı olmayan kişi.
– Hiçbir şeye karışmak, müdahil olmak istemeyen sakin kişilik.
– Kendi halinde.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli koynunda bir halde etrafta takılıyorsun yine.”
– Yapması gereken işi, engeller yüzünden yapamaz hale gelmek, durumda olmak.
– Eli ayağı bağlı kalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elim kolum bağlı olmasa sana onca şey yapacaktım ki ama olmadı.”
– Bir konu hakkında gereği gibi yazı yazabilmek.
– Yazı yazabilme kabiliyeti.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin kalem tutuyordu neden bu kadar salak saçma konuştun öyle sen?”
– Parasını harcamaya kıyamamak.
– Cebinden para çıkarmayı pek sevmeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli cebine varmamasından ötürü ne dışarı çıkıyordu ne de kimseyle bulaşıyordu.”
– İş yapamaz duruma düşmek, hale gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli böğründe kalmamıştı, yaptığı o ağır işin ardından.”
– Umduğu, istediği şeyi elde edemeden bırakıp dönmek, ayrılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli boş döneceksen hiç gitme o kadar mesafeye.”
– O sırada işi bulunmamak.
– O an iş almaya uygun olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elim boş olsa her türlü sana yardımcı olurdum.”
– Elinde iş yapmaya yarayacak çok miktarda para ve eşya bulunan.
– İş yaparken, uğraşırken kullanılacak gereçleri esirgemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin bol belli bir kutu aldığımız şeyi ne ara bitirdin?”
– Şirret, edepsiz, kavgacı olarak bilinir olmak, tanınmak.
– Eli maşalı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli bayraklı çocuğum az biraz sakinleşsen mi?”
– İş yapacak güce sahip olmak, gücü bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin ayağın tutuyor neden burada dilenip duruyorsun?”