– Sahip olduğu gücü ortaya çıkarmak, göstermek.
– Karakterini, kişiliğini ön plana çıkarmak.
– Yetkisini gücünü kullanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Her yiğidin bir ortama ağırlığını koyması gerekir otoriteyi elinde tutmak istiyorsa.”
– Sahip olduğu gücü ortaya çıkarmak, göstermek.
– Karakterini, kişiliğini ön plana çıkarmak.
– Yetkisini gücünü kullanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Her yiğidin bir ortama ağırlığını koyması gerekir otoriteyi elinde tutmak istiyorsa.”
– Her şeye katılmamak, sakince takılmak.
– Davranışlarıyla sakin ölçülü olmak, ağırbaşlı takılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuk o kadar ağır oturan biriydi ki ailesi nasıl yetiştirdiyse helal olsun valla.”
– Kişinin şahsiyetine dokunan, kırıcı ,dayanılması güç söz.
– Kalbini inciten, gücüne giden, kırıcı söz.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar kırılmıştım ki bana karşı taktığı ithamlardan ve dile getirdiği ağır sözlerin ardından yüzüne bakacak halim kalmamıştı.”
– Sessiz kalmak, hiçbir şey söylememek dile getirmemek, ağzını bıçak açmamak.
Cümle içinde kullanımı:” Yaptıkları sonuncunda ailesine karşı ağzını açamayacak bir halde oturup sadece dinliyordu ailesini.”
– Çok fazla çene döverek karşısındakine veya karşısındaki kişilere konuşmalarına, bir şeyler dile getirmesine izin vermemek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar çok konuşuyordu ki karşısındakine ağız açtırmıyordu diyecek söz bıraktırmıyordu.”
– İki kişi yan yana gelerek başkalarının duymayacağı şekilde konuşmak, iletişim kurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne konuştuklarını asla anlamıyorduk ağız ağıza vermişçesine fısır fısır kendi iç dünyalarına dalmıştılar.”
– Yapacakları şeyleri aynı bir ağızla yapmak için aralarında kararlaştırmak.
– Ağzı bir.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne olursa olsun ağız birliği etmeyi bırakmıyorlardı nasıl oluyorsa dedikleri hep birebir ve aynı olmayı beceriyorlardı.”
– Bir kavga sonucunda yüzü yara bere içinde kalmak.
– Yüzde aşırı öfke, yorgunluk, üzüntü sonucunda yüzünde garip değişik biçim almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dün yaşananların ardından ağzı burnu birbirine karışmıştı ailesine nasıl hesap vereceğini düşünmüştü.”
– İvmeden, istifini bozmadan
– Aldırış etmeden
– Davranışını değiştirmeden
Cümle içinde kullanımı: “Ağır ezgi fıstıkî makam yürüyüşüyle nazlı bir gelin misali yürüdü geçti önümüzden.”
– Seri olmayan, yavaş davranan kimse.
– Çok ağır iş yapan, hızlı, çevik olmayan.
Cümle içinde kullanımı: ” İşleri o kadar yavaşlatıyordu ki sanırsın ağır canlının birisi.”