– Olağanüstü bir durumundan dolayı onun hakkında konuşulması.
– Dedikodularda laf olaraktan adının geçmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağızlara sakız olmuştu yaşadığı saçma sapan durumdan ardından herkesin dilinde o.”
– Olağanüstü bir durumundan dolayı onun hakkında konuşulması.
– Dedikodularda laf olaraktan adının geçmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağızlara sakız olmuştu yaşadığı saçma sapan durumdan ardından herkesin dilinde o.”
– Doğruluğu hakkında şüphe duyulan bir konuda veya fikirde birkaç kişinin dile getirdiği şeyleri birbiriyle bağdaştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ortada dönen bu kumpas hakkında olay içinde olan herkesin ağızlarının uyması bizi daha çok şüpheye düşürüyor.”
– Sallayıp havadan sözlerle kendini yüceltmek.
– Yapmadığı veya yapamayacağı bir iş veya konuda yapmış gibi anlatmak.
– Yüksekten atarak kendini övmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bak geldi yine bizimki yine ağız satacak elaman arıyor.”
– Bir ortamdaki düzen, dirilik, canlılık, iyi durumda olma, kemaliafiyet, hoş olma ve rahatlık halinde kalma .
Cümle içinde kullanımı: ” Boş laf yapmayın artık ortamın ağzının tadı kaçacak yemin olsun.”
– Bir kişinin konuşmasından tam olmasa da yarım yamalak bilgi sahibi olmak.
– Bir bilgiyi başkasından dinleme yoluyla elde etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Karşısındaki ne söylerlerse söylesinler direk ağzından kapmayı beceriyor söylenenleri.”
– Sözlü kavga, karşılıklı atışma, bağırışıma.
– Birbirine kaşı olan düşüncelerin birbirine karşı savunma.
– Ağız kavgası, münakaşa.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağız dalaşına girmenize gerek yok çocuklar tamam ikinizde kendinizce haklısınız.”
– Birisi birisine anlatıp ötekinin de başkasına söylemesi.
– Sözlü bir şekilde.
– Herkes birbirine anlatarak.
Cümle içinde kullanımı: ” Aramızda kalacak diye söylediğim şey nasıl ağızdan ağıza yayıldıysa en son yine benim kulağıma geldi.”
– İyi işitmemek.
– Kulakları duymamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dedemin yaşı o kadar ilerlemişti ki artık bizi çok ağır işitir olmuştu.”
– Hareketi yavaş.
– Varlığı ortamı sıkan, sevimsiz, antipatik, itici kimse.
– Ağır canlı.
Cümle içinde kullanımı: ” Onu gördükçe bu ağır kanlılığına şahit oldukça benim ruhum sıkılıyordu.”
– Fazla değere binmek.
– Değeri yüksek olan, kıymetli.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar değer çok vermişti ona ağırlığınca altına değerdi onun gözünde.”