– Çabuk.
– Tez iş görür durumda olmak.
– Eli çabuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline çabuk bu iş çok acildi hızlıca hallettin.”
– Çabuk.
– Tez iş görür durumda olmak.
– Eli çabuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline çabuk bu iş çok acildi hızlıca hallettin.”
– Ancak onun yardımlarıyla geçinebilir durumda, yaşayabilir durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin eline bakıyorum ama ilerde gerçekten tüm aldıklarımı geri ödeyeceğim.”
– Ayaklarına kapanıp bir istekte, dilekte bulunmak.
– Eline ayağına sarılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elime ayağıma düşmeyi bırak az işine odaklan.”
– Başkaları gibi lüks, popüler şeyler aradığım yok. Ben zorunlu gereksemelerimi sağlama peşindeyim.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin derdi güzel ile körpede, benim derdim bir kilecik arpada bu hayatın bana öğrettiği şeydi.”
– Yapar olma durumu.
– Yapabilir olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinde olan mallar sayesinde bu işi kolayca bitirebilirdi.”
– İlerlemesine, devam etmesine yardımcı olmak, yardım etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin elinden tutup bir yere getirmek bile baya ilgi çekiciydi.”
– Çok pis, kötü, iğrenç, temizlik bilmez kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinden kabuklu köz bile yenmez o kadar pis biri.”
– Çabucak iş yapar olmamak.
– İşi hızlıca bitirir olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sana keşke iş vermeyi düşünmeseydim senin elinden iş çıkmazdı.”
– Çok hünerli, becerikli, yetenekli, her şeyi iyi yapabilen kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Elimden hiçbir şey kurtulamaz ama bunu sana nasıl öğreteceğim bilmiyorum.”
– Yapabilme yeteneği.
– Yapar olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elinden geliyordu bu işi çok rahat yapabilirsin tamam anladık.”