– Birine zarar vermek, yaralamak veya canını almak, öldürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kana bulamana hiç gerek yoktu gerçekten.”
– Birine zarar vermek, yaralamak veya canını almak, öldürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kana bulamana hiç gerek yoktu gerçekten.”
– Çabucak halletmeye çalışmak.
– Çabuk yapmaya çalışır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini çabuk tutsana, 15 dakikaya kalkıyoruz bu ortamdan.”
– Para çıkarmak için elini paranın olduğu yere götürmek.
– Para çıkarmaya davranır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini cebine atıp bir miktar para çıkartıp kasaya doğru uzatmıştı.”
– Pek sessiz, gücü hiçbir şeye yetmeyen, pısırık, miskin kişiler için kullanılan söz, niteleyen laf.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline vur, ekmeğini al yine de tepki vermez.”
– Söz konusu kişi, onun yardakçısı, çırağı olamaz, değerce ondan çok geride.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline asla su dökemezdi senin ama kendini senle bir tutuyordu.”
– Yaptığı işe teşekkür etmek amacıyla söylenen bir söz.
– Sağ ol.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline sağlık demek isterdim ama baya kötü yapmışsın yemeği.”
– Kendisine yardım edecek ondan başka kimse bulunmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline kalmaktansa gider ölürüm daha iyiydi.”
– Hırsızlığı yok.
– Namusu, şerefi bütün.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline eteğine doğruydu o çocuk, ne hırsızlık ne de böyle bir şey yapardı.”
– Kendisine hıncı, öfkesi bulunan birinin egemenliği altına düşmek.
– Ele geçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elime düşmüştün artık hiçbir şey yapamayacaksın bana.”
– Aile dostu olarak sayılan kişinin, bu çocuğu doğduğundan itibaren tanır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen beni çok tanımazsın ama sen benim elime doğmuştun.”