– O şeyle ilgisini sonlandırmak, kesmek, uğraşır olmaktan vazgeçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senden ayrıldıktan sonra direk elini yıkamıştı.”
– O şeyle ilgisini sonlandırmak, kesmek, uğraşır olmaktan vazgeçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senden ayrıldıktan sonra direk elini yıkamıştı.”
– Doğru, tarafsız bir şekilde, hakça söylemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini vicdanına koyarak söyle bu sözleri hak ettiğimi düşünmüyorum.”
– Ona emanet olarak verdiği şeyi bile geri vermez; ya da işe yaramayan duruma getirir.
Cümle içinde kullanımı: ” Sana elini veren parmağını eksik alır, emanete saygın yok.”
– Hiçbir ev işine elini daha sürmemek.
– Hiçbir ev işine yardım etmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senle evlenirsek elini sıcak sudan soğuk suya sokmayacağım.”
– Gerekir olma duyduğu bir kişi bulmak için bir işaret, hareket etse, uygun niteliğe sahip pek çok istekli çıkar.
– Başını sallasa tellisi.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini sallasan ellisi ama evde çirkinim diye depresyona giriyorsun.”
– İşi çabucak yapmak, el hareketlerini hızlandırmak.
– Gereken yere para vermekten çekinir olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini oynatmaya başla da şu iş bitsin artık.”
– Kes şu soruları, lafları artık, kötü bir şey söyleyeceğim şimdi!
Cümle içinde kullanımı: ” Elinin körü baya düzgün konuştun baya.”
– Anlamadığı, beceremeyeceği bir iş hakkında konuşur olmak, yapmaya çalışmak, kalkışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini hamuruyla erkek işine karışma başka biri gün gelir seni çok fena tersler.”
– Ortada görünmemesi gereken kimseye hiçbir engelle karşılaşmadan, hiç kimseden korkmadan serbestçe gezmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kolunu sallaya sallaya geziyordun hapisten çıktıktan sonra, nereden geliyordu bu rahatlık?”
– Elinde, getirmesi beklenir olmayan bir şey olmadığı halde ya da bitirmeye gittiği işten sonuç almaksızın dolaşmak, gezmek, gelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini kolunu sallaya sallaya rahat gelemezsin bu ortama.”