– Eli o yaptığı işe yatkın, alışık olan kimse.
– El yatkınlığı.
Cümle içinde kullanımı: “Elin baya yatkına benziyor al bakalım şu işi de hallet çabucak.”
– Eli o yaptığı işe yatkın, alışık olan kimse.
– El yatkınlığı.
Cümle içinde kullanımı: “Elin baya yatkına benziyor al bakalım şu işi de hallet çabucak.”
– Yapmaya istememek, gönlü razı olmamak, kıyamamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığı işe eli varmasa da yapmak zorundaydım.”
– Fırsatını buldukça öteberi aşırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli uzundu ha senin daha yeni masaya koydum ne ara aldın oradan?
– Usta.
– Hamarat.
– Becerikli.
– Hünerli.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin uz maşallah her işi rahatça yapabiliyorsun.”
– Dayak atan sert yönetici.
– Sert davranışları sahip olan bir kurumun müdürü.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli sopalı bir hoca olmana rağmen öğrencilerin seni çok seviyordu.”
– Kolay kolay para harcamayı sevmeyen, cimri kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli sıkı bir tipsin belli senden para istenmez.”
– Borcunu kolay kolay, hızlıca ödemeyen, vermeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli pek olmasan ne yazar her borcu geç ödüyorsun.”
– Eline, cebine bir miktar para girmişti.
– Cebi para görmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli para görse hemen harcamaya başlarsın sen.”
– Gizli bir ilgiye sahip olmak.
– Karışmış olmak.
– Parmağı olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin bu işte elin olmasa bu şekilde sonuçlanamazdı bu iş.”
– Birisine ricada bulunmak için utanarak kendini zor durumlara sokmak.
Cümle içinde kullanımı: “Elini yüzüme almışsın biraz uranmış olabilirim.”