Tazip nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Sıkıntıya sokma, üzme, eziyet etme, acı verme.
Cümle içinde kullanımı:’Baktığı hasta kadına tek yaptığı tazip edip yıpratmaktı.’
Tazip nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Sıkıntıya sokma, üzme, eziyet etme, acı verme.
Cümle içinde kullanımı:’Baktığı hasta kadına tek yaptığı tazip edip yıpratmaktı.’
Cüda nedir?
Kelime kökeni: Farsça eskimiş ve sıfattır.
Annesinde, babasından evinden uzakta yaşayan.
Ayrı, uzak, hasret kalmış.
Cümle içinde kullanımı:’Başka bir şehirde okumanın en zor durumu cüda olup her şeyden uzakta kalmaktır.’
Şahika nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Doruk, zirve, yüksek, dağ zirvesi, nefes kesen.
En üst derece.
Cümle içinde kullanımı:’Olimpiyatlarda gelebileceği kadar Şahikaya gelip yeteri kadar galibiyet aldığı için artık o bir profesyoneldi.’
Tevarüs nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Mirasçı, mirasa konma, miras yeme.
Bir kimseden kalan para, eşya veya konut.
Kalıtım yoluyla birinden başka birine geçme.
Cümle içinde kullanımı:’Dedeleri ölünce tevarüs dört çocuğa paylaştırılmaya karar verildi.’
Muvaffakiyet nedir?
Kelime kökeni: Arapça isim ve eskimiştir.
Başarı, galibiyet.
Cümle içinde kullanımı:’Kimine göre bir muvaffakiyet değerliyken kimine göre çöp gibi görülür.’
Garabet nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Gariplik, tuhaflık, yadırganmak, yabancılık çekme.
Dil kurallarına uymayan ve kullanışı yanlış olan yadırganan sözcük ve kelime kullanma durumu.
Cümle içinde kullanımı:’Kazı bilimleri bana hep garabet gelmiştir.’
İnsiyak nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
İçgüdü, önsezi, tepke, iradesi dışında, sürüklenme.
Cümle içinde kullanımı:’Herkes ona güveniyor işi alacağını düşünüyordu çünkü o insiyaklarına ne zaman güvense iyi şeyler oluyordu.’
Zillet nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Hor görülme, aşağılanma, alçalma, düşkünlük, horlanma.
Cümle içinde kullanımı:’Suçsuz olduğu ortaya çıkmıştı fakat çoktan herkes tarafından zillet edilmişti.’
Tefviz nedir?
Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.
Bir işi başka birine yüklemek, vermek.
Dağıtma, ihale, vazifelendirme.
İş yeri, dükkan, ev gibi taşınamayacak şeyleri belirli bir para karşılığı vermek.
Cümle içinde kullanımı:’Kendisinden küçük olanlara tefvizlerini yükleyip kaytardı ve akşama kadar gezdi.’
Nazende nedir?
Kelime kökeni: Farsça
Naz edici, hoş, edalı, sevgili.
Cümle içinde kullanımı:’Ne kadar Nazende ve utangaç bir kız olsa da bu halleri onu daha tatlı yapıyordu.’