Vedia Nedir?
Kelime Kökeni; Arapça, Eskimiştir
Saklanılması için bir yere veya bir kişiye bırakılan eşya, emanet, inam.
Cümle İçinde Kullanımı; ‘Yazlığın anahtarlarına ona vedia etti’.
Vedia Nedir?
Kelime Kökeni; Arapça, Eskimiştir
Saklanılması için bir yere veya bir kişiye bırakılan eşya, emanet, inam.
Cümle İçinde Kullanımı; ‘Yazlığın anahtarlarına ona vedia etti’.
Perçem nedir?
Kelime Kökeni: Farsça perçem.
Saç kesiliş biçimi, At yelesi, Saç kakülü, Mızrak ve bayrak püskülüne verilen ad.
Cümle içinde kullanımı:’Bizim çiftliğin gözdesi olan yağız atın yelesi perçem şeklinde kesilmiş’.
Feriştah Nedir?
Kelime Kökeni: Farsça, Argo
İşin uzmanı, Yetkilisi, İşi en iyi yapan
Cümle İçinde Kullanımı:’ Eğer galeri açmayı düşünüyorsan bu işin feriştahıyla görüşmelisin’.
Mavzer Nedir?
Kelime Kökeni: Arapça
Dakika da altı mermi atan tüfek tipi
Cümle İçinde Kullanımı:’ Asker de tabanca yerine mavzer ile alıştırma yapıyorlardı’.
Vuslat nedir?
Kelime Kökeni: Arapça vuṣlat eskimiştir.
Sevgiliye kavuşmak, Ulaşmak, Buluşmak, Erişmek.
Cümle içinde kullanımı:’Vuslatımız yine başka bir bahara kalmışken nasıl güler bu yüzüm’.
Vehamet Nedir?
Kelime Kökeni: Arapça
Korkulu, Şakası yok, Tehlikeli, Eş anlamlısı güçlük
Cümle İçinde Kullanımı:‘ Bu işi kesinlikle yapması lazım adamların vehameti yok’.
Zemheri Nedir?
Kelime Kökeni: Arapça
Şiddetli kış zamanı, Eş anlamlısı karakış
Cümle İçinde Kullanımı:’ Zemheri zamanında hasta olmamak elde değil’.
Zulüm nedir?
Kelime Kökeni: Arapça ẓulm
Eş anlamlısı: Ezinç
Güçlü bir kimsenin yasalara aykırı olarak başkasına yaptığı kötü, Acımazsız işkence.
Zorbalık, Haksızlık, Eziyet.
Cümle içinde kullanımı:’Yasalara aykırı olarak yaptığı Zulüm halk tarafından hiç iyi karşılanmıyordu’.
Nail Nedir?
Kelime Kökeni: Arapça
Varmak, Ulaşmak, Birleşmek, Kazanmak, Eş anlamlısı erişmek
Cümle İçinde Kullanımı:’ Onca yıl çalıştığın uğraştığın bu önemli sınavdan Allah geçmeyi naili nasip etsin’.
Sanrı Nedir?
Kelime Kökeni; Galeyan, Hezeyan fiilinden türetilmiştir. Eski Türkçedir.
Bir kişinin kendisi dışında var olduğunu düşündüğü fakat gerçekte var olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, halüsinasyon.
Cümle İçinde Kullanımı; ‘O kız gördüğü sanrılar yüzünden hastaneye yatırıldı’.