Kelime Kökeni: Arapça
– Unsurlar, ögeler
– İlkele, elemanlar
Cümle içinde kullanımı: “ Dini anâsır önceliğinde İslamiyet hoşgörü ve iyi niyetin temelleri üzerine kurulmuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Unsurlar, ögeler
– İlkele, elemanlar
Cümle içinde kullanımı: “ Dini anâsır önceliğinde İslamiyet hoşgörü ve iyi niyetin temelleri üzerine kurulmuştur. “
Kelime Kökeni: Ad
– Anne anne, annenin annesi
– Anneanne
Cümle içinde kullanımı: ” Anası Anası vefat edince yavrucağa bakacak bir büyüğü kalmadı, ortada kaldı torunu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Geleneksel
– Geleneklere dayalı
– Ananevi
Cümle içinde kullanımı: ” An’anevî adetlerimize göre gelinin kına gecesine erkek tarafı gelmez, kadınlar kendi aralarında türkü söyler ellerine kına yakar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gelenek, töre, davranışlar, alıklanlıklar
Cümle içinde kullanımı:” An’anelerimizin bize aktardığı şey iyi insan olmanın nimetleridir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ananeler
– Gelenekler, örfler, adetler, töreler, davranışlar
Cümle içinde kullanımı: ” An’anât bizim manevi kültümüzdür, atalarımızın bizlere yadigarıdır. “
Kelime Kökeni: Ad
– Üvey ana, üvey anne
– Ana olma durumu
– Çocuk evlat edinen kadın
Cümle içinde kullanımı: “Analık bu gün gelemeyeceğini söyledi yaşlandı artık evden eskisi gibi çıkmıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Mekke-i mükerreme
– Ülkedeki en büyük kent
Cümle içinde kullanımı: “Dilerim Allah’tan ölmeden bir kez bana da Anakent’i ziyaret etmeyi, toprağını görmeyi nasip etsin.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Herhangi bir kilidi açmaya yarayan açacak, açkı, açar,
– Zembereği kurmaya yarayan alet, kurgu
– Şifre yapmak için yada yapılan şifreyi çözmek için oluşturulan sistem
– Çevirgeç, komütatör
Cümle içinde kullanımı: “Anahtarı dünden beri evin hiç bir yerinde bulamıyorum kuvvetle ihtimal kaybettim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Burunlar
– Nazuslar
Cümle içinde kullanımı: ” Ânâf üst dudak üstünde yer alan kemik ve kıkırdaktan oluşan bir uzuvdur. “
Kelime Kökeni: Özel Ad
– Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan toprağı
– Anatolia
– Güneşin doğduğu yön
– Ön Asya’nın bir parçası
Cümle içinde kullanımı: “Anadolu’dan gelecek olan ticaret malları limanlardan yurt dışı ülkelerine gönderilecek.”