Kelime Kökeni: Arapça
– İlkin
– Başlangıçta
– İptida
– Başta
Cümle içinde kullanımı: “Bu hikayeyi bed’an olduğu gibi kabul edebilsek tekrar tekrar yön aramasak kazanırdık belki kim bilebilir?”
Kelime Kökeni: Arapça
– İlkin
– Başlangıçta
– İptida
– Başta
Cümle içinde kullanımı: “Bu hikayeyi bed’an olduğu gibi kabul edebilsek tekrar tekrar yön aramasak kazanırdık belki kim bilebilir?”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-âmûz
– Kötü örnek olan
– Kötüye yönelten
– Fenalık öğreten kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bu devirde kendini bed-âmûz insanlardan sakınacak, rotanı gün ışığına çevireceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-amel
– Kötülük yapan
– Yaramaz
– Fena hareketleri olan
– Zarar verecek olan
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim bizleri Bed-amel olan insanlardan uzak kılsın, onların içine düşürmesin.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-ahter
– Kötü talihli
– Talihi kötü
– Talihsiz, kısmetsiz
– Şanssız
– Bahtsız
Cümle içinde kullanımı: “Bed-ahter birine gelip umut et diyorsun, çorak arazide sağanak beklemek gibi bir şey.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bedehşan ile ilgili
– Bu bölgede çıkan taşa özgü
Cümle içinde kullanımı: “Bedahşânî gibi kırmızı birer parça gibi parlayan meyveler buraların en meşhurudur.”
Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– Tacikistan’da lâl taşları ve madenleri ile ünlü bölge
– Amu-derya’nın çıktığı dağlık memleket
Cümle içinde kullanımı: “Afganistan’ın 34 vilayetinden biri olan Bedahşân, lâl yakutunun çıktığı dağlarla kaplı turistik bir yerdir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bedehşan bölgesinden çıkarılan kıymetli taş
– Bedahşan yakutu
– La’l
Cümle içinde kullanımı: “Bedahş yakutu Divan edebiyatında la’l olarak anılır, sevgilinin adım attığı toprak kastedilir.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-ahlâk
– Kötü huylu
– Ahlâksız
– Kötü ahlak sahibi
– Terbiyesiz
– Topluluk kurallarına uymayan, aykırılık eden
Cümle içinde kullanımı:” Her toplumun yüzünü kızartan bed-ahlâk bir güruhu bulunur.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Düşünmeksizin
– Ansızın, birdenbire
– Durup dururken
– Akla gelmedik bir anda
Cümle içinde kullanımı: “Bedâheten ince bir sızı gönlümü yoklayıp burnumun direğini sızlatıverdi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyi düşünmeden
– Zahir delil
– Çarçabuk, besbelli
– Hemen
– Aşikar
– Besbelli
– Çabucak
Cümle içinde kullanımı: ” Bedâhet gelen mutluluk beni her zaman ürkütüp korkutmuştur.”