Lev Nikolayeviç Tolstoy — yani hepimizin bildiği Leo Tolstoy — doğuştan Rus Ortodoks Hristiyan olarak yetiştirildi. Ancak hayatının ilerleyen dönemlerinde Tolstoy’un dini inançları derin bir dönüşüm geçirdi.
Özellikle “İtiraflarım” (1882) ve “Tanrı’nın Krallığı İçinizdedir” (1894) gibi eserlerinde Tolstoy, kurumsal dinlere ve özellikle Rus Ortodoks Kilisesi’ne ağır eleştiriler getirdi. İnancını daha çok İncil’in ahlaki öğretilerine dayanan, dogmalardan arınmış, pasif direniş ve sevgi merkezli bir Hristiyanlık anlayışına dönüştürdü. Bu yüzden de Tolstoyculuk diye anılan bir düşünce akımı ortaya çıktı.
Bu görüşleri nedeniyle Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edildi (1901). Ama Tolstoy, ölümüne kadar Tanrı’ya inancını korudu — sadece bunu kilise aracılığıyla değil, vicdan ve doğrudan İncil öğretileriyle yaşamayı tercih etti.