Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Uzak yerler
– Uzak akrabalar
– Yakın olmayan hısımlar
Cümle içinde kullanımı: “Mirası suyan ebâid ve kardeşlerim çoktan başımıza üşüştüler bile.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Uzak yerler
– Uzak akrabalar
– Yakın olmayan hısımlar
Cümle içinde kullanımı: “Mirası suyan ebâid ve kardeşlerim çoktan başımıza üşüştüler bile.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dağ kırlangıcı
– Çoban aldatan
– Bölükler
– Sürü sürü öbekler
– Keçisağan
– Sağangiller familyasına ait bir kuş türü
Cümle içinde kullanımı: “Ben bir ebâbil kuşuydum gökyüzünde, senden kaçar yine sana sığınırdım.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok uzak
– Uzaklıklar
– Boyutlar
– En uzak
– Pek uzak
Cümle içinde kullanımı: “Ellerimizin ayası ebad, gözlerimizin yaşı mühürlüdür bu vakit.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Peder
– Baba
– Ata
– Hoca
Cümle içinde kullanımı: “Eb sözü dinlemeyenin hali nice olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-cümle
– Aziz etsin
Cümle içinde kullanımı: “Devrine göre kalıba giren halkım ömrünü uzun çaban E’azze!”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Pek aziz ve kıymetli olan
– Saygın
– Galip
– En şerefli
– Azizler
Cümle içinde kullanımı: “Ey eazz, yüreğimin sesiyle sana kendimi açtım duy beni, insaf et.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Büyükler
– Saygın kimseler
– İtibarlı kimseler
– Ulu kişiler
– İleri büyük gelenler
Cümle içinde kullanımı: “Ailemizin önde gelen eâzimi içkiye düşman olup ağzına sürmemiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Büyükler
– İtibarlı kimseler
– Atalar
Cümle içinde kullanımı: “Eâlı nasihatleri kötülük içermez gençleri korumak için söylenmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Düşmanlar
– Hasımlar
– Husumet edenler
Cümle içinde kullanımı: “Her sülalede birbirine eâdı olan, geçimsiz insanlar vardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– İranlılar
– Arap olmayanlar
– Yabancılar
– Acemler
Cümle içinde kullanımı: “Eâcim olanlar için hazırlanan yemeklerin hepsi kendi kültürlerine ait.”