Kelime Kökeni: Arapça-ady
– Kamıştan yapılmış kulübeler
– Penceresiz ufak kulübeler
Cümle içinde kullanımı: “Ekvâh şiddetli yağmur ve fırtınadan çoktan yıkılmış harabeye dönmüşler.”
Kelime Kökeni: Arapça-ady
– Kamıştan yapılmış kulübeler
– Penceresiz ufak kulübeler
Cümle içinde kullanımı: “Ekvâh şiddetli yağmur ve fırtınadan çoktan yıkılmış harabeye dönmüşler.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Kavanozlar
– Çömlekler
– Küpler
– Kadehler
– Sırçalar
– Tencereler
Cümle içinde kullanımı: “Ekvâb acıyla mı dolar yoksa mutluluğun sarhoşluğuyla mı?”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Pis boğaz
– Obur
– Çok yemek yiyen
– Doymak bilmeyen
Cümle içinde kullanımı: “Çocukluğundan beridir ekûl, sürekli yiyecekleri düşünen biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Çokluk
– En büyük kısım
– Mevcudun çoğunluğu
– Seçimde katılanların verdiği en çok oy
– Çoğunluk
– Oyçokluğu
Cümle içinde kullanımı: “Adaylar arasında ekseriyyetle seçilen hanımefendi düzgün duruşu ve kararlığıyla zaferini hak etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– En ziyade
– En çok
– Genellikle
– Çoğunlukla
– Çoklukla
– Umumiyetle
Cümle içinde kullanımı: “Bizler ekseriyyâ dertlerini içine gömen kimselere acısını göstermeyen bir nesildik.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çoklukla
– En ziyade
– Genellikle
– Daha ziyade
– Ekseriyetle
– Çoğu zaman
– Umumiyetle
Cümle içinde kullanımı: “Ekserî muhalefet adına söyledikleriniz doğru ancak uygulanışı yanlış.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat,ad
– Mıh
– Mismar
– Demir çivi
– En çok
– Daha ziyade
– Enser
– Kesrette olan
– Pek fazla
– Demir kazık
– Büyük çivi
Cümle içinde kullanımı: “Başa kakılan ekser gibi aynı sözleri söyleyip durmaktan vazgeçer misin?”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Kesirler
– Bölmeler
– Üleşkeler
– Taksimler
– Parçalar
Cümle içinde kullanımı: “Çocukluğumda cebir ve eksâr konularında hep çakardım.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfatı
– Pek cömert
– Daha kerim
– Çok eli açık
– Çok verimli
– Çok ikramcı
Cümle içinde kullanımı: “Bilge adam ekrem, bilgili ve suskundur kelamını boşa harcamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Taraflar
– Yanlar
– Sığınacak yerler
– Evin ortaları
– Doğrultular
– Yöreler
– Yerler
Cümle içinde kullanımı: “Sel felaketinden kaçan garibanlar eknâflara yerleşti bile.”