Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sokak feneri
Cümle içinde kullanımı: “Çerâg-pâ bu gece hiç olmadığı kadar parlak ve ışıl ışıl yanıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sokak feneri
Cümle içinde kullanımı: “Çerâg-pâ bu gece hiç olmadığı kadar parlak ve ışıl ışıl yanıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tekkelerde çerağı
– Mumu yakmakla görevli kimse
– Kandilleri yakan derviş
Cümle içinde kullanımı: “Çerâğcı her güneş batımında kandilleri ateşe verir ve sonra duasını diline dolar.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sokak feneri
Cümle içinde kullanımı: “Hayatımın en meşum yıllarını çerâğ-bere gibi aydınlattığın için müteşekkirim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Şenlik
– Donanma
– Suçluların başına fitiller koyarak yara açılan bir işkence yöntemi
– Çırağan
– Şetaret
Cümle içinde kullanımı: “Prensin evlenmesi tüm halkın çerâgâna katılması demek.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Sabah yıldızı
– Venüs
– Gün doğmadan önce görülen parlak yıldız
Cümle içinde kullanımı: “Çerag-ı seher parlamaya başladığında bahtımız yeniden bize gülecek.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Güneş
– Yıldızlar
– Ay
– Şems
– Kamer
Cümle içinde kullanımı: “Ufkumuzda görülen karanlığı ancak yeni bir Çerâg-ı sipihr aydınlatır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Şarap
– Mey
– İçki
Cümle içinde kullanımı: “Çerâg-ı mugan içmekle sarhoş olmazsın, seni sarhoş eden duygularının kesif yanı.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Göz nuru
– Evlat
– Soy
– Çocuk
Cümle içinde kullanımı: “Çerâg-ı çeşm, şu kısacık fani hayatımda en mutlu anım sensin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kandil
– Mum ve benzeri aydınlanma aracı
– Otlama
– Otlak
– Bektaşî geleneğinde makam
– Çıra
– Şaha kalkan at
Cümle içinde kullanımı: “Gece gibi yanar çerâğ, sen ki kör eyledin gözünü hayata.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Otlak
– Hayvan otlatılan yer
– Mera
– Salmalık
Cümle içinde kullanımı: “Çerâ-gâh yeşil otlarla doluyken hayvanlarımız aç kalmaz.”