– Bir kimseye büyük acılar içine sokmak, atmak, bırakmak.
– Büyük üzüntülerle bir başına bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bağlama çalan arkadaş öyle dertli dertli çalıyordu ki sazını ciğerlerimizi yakmıştı.”
– Bir kimseye büyük acılar içine sokmak, atmak, bırakmak.
– Büyük üzüntülerle bir başına bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bağlama çalan arkadaş öyle dertli dertli çalıyordu ki sazını ciğerlerimizi yakmıştı.”
– Bir yerden gelen kokunun rahatsız edici özelliğini anlatmak için kullanılır.
– Söylenen kötü sözler, yapılan kırıcı davranışlardan fazlasıyla içine dokunmak, etkilenmek.
– Yüreğine işlemek.
– İçine işlemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana söylemiş olduğun onca şey ciğerime işlemişti ne diyeceğimi bilemedim gerçekten.”
– Çok özlem duymak, hissetmek.
– Bir kimseyi arar olmak, yanında olsun istemek.
– Çok ister durumda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Askere gönderdiği oğlu burnunda tütüyordu, başına bir şey gelecek diye içi içini yiyordu.”
– Bir kimseye sağladığı yararı, başka bir davranışlarla geçersiz bir hale getirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen hep iyilik yaptın diye ortalıkta gezerken senin yaptığın bir elle verdiğini öbür elle almaktan farklı bir yanı yok.”
– Emredersiniz.
– Buyurduğunuz yaparım.
– Peki efendim.
– Başımla beraber.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne isterseniz isterseniz baş üstüne hepsini yapmaya hazırım.”
– Yakıcı güneş altında, yıpratıcı toprak üstünde çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başını gün, ayağını yer yemekti bizim hayatımız.”
– Bir kimsenin bir yerde en üstü noktaya çıkması, en üstün yeri alması.
– Bir konuyu önemce ilk sıraya geçirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Artık bu işi toparlamak adına benim başa geçmem gerekiyor.”
– Yaptığı bir işte iyi sonuçlanmasının ardından yalnızca kendisi ve yakınları yaralanıyor anlamında kullanılır.
Cümle içinde kullanımı:” O kadar iyi sonuçlar elde ettin gram bizi görmedin senin bu yaptığına resmen balaban aş pişirmiş, çocuklarını başına üşürmüşsün.”
– Bir müsveddeyi temize çekmek
– Bir yazının karalamasını temiz ve özenli olarak yazmak
Cümle içinde kullanımı: “Onca yıl karaladığımız bu hayat kitabını bir yerden sonra beyâz etmek zorunda kalacağız.”
Kelime Kökeni: Arapça-bess
– Ortaya koyma
– Açma
– İzhar etme, açığa vurma
– Çıban
– Sivilce
– Saçma
– Dağıtma, yayma
– Dökme
– Neşir
– Kafi
– Yeter, yetişir
– Elverir
– Be’is
– Korku
Cümle içinde kullanımı: “Derdi tasayı bes etmez içinde büyütür eleme bulaştırırsan iflah olmazsın.”