Tanımlayamadığınız Ama Hissettiğiniz Duyguların İsimleri Nedir?

Tanımlayamadığınız Ama Hissettiğiniz Duyguların İsimleri Nedir?

Tanıdık gelen ama bir türlü isim vermekte zorlandığımız bazı duygulara kapıldığımız çoğu zaman olmuştur.  Zorlandığımız, endişe ettiğimiz, bizi sarsan bu hisler çoğu zaman anlamsız gelse de bizi etkilediği muhakkaktır.  Anlatamadığımız bu duyguların tıp dilinde hepsinin bir ismi ve yeri var.

Kelimelerinizin yetmediği, sınıflandıramadığınız bu yersiz duygu hallerinin isimlerini sizler için derledik, bakalım listede size tanıdık gelen hisler mevcut mu?

Dysania: sabahları yataktan kalmak istememek, yatağı terk etme duygusu.

Opia: bir kişinin gözüne baktığımızda nedensiz tedirginlik, belirsiz veya mutlu olmamızı sağlayan müphem duygu

Sonder: hayatın baş rolü olmadığını fark ederek, diğer insanlarında bizim gibi farklı hayatları olduğunu kabullenme hissi.

Fınıfugal: Sonlardan nefret etme, hoşlanmama hissi.

Rubatosis: Korktuğunuzda yada aşırı derecede heyecanlandığınızda kendi kalp atışını duymanın vermiş olduğu rahatsızlık.

Kenopsia: Çoğunlukla kalabalık olan bir ortamı boş gördüğünüzde yaşanılan terk edilmiş hissiyatı.

Mauerbauertraurigkeit: yanlız kalma isteği, çevresindeki kişileri kendinden uzaklaştırma.

Jouska: Kendi zihnimiz ve kafamızda canlandırdığımız hayalle konuşma .

Vemödalen: Daha öncesinde yapılmış bir şeyi tekrar etme korkusu.  Özgün olmama tedirginliği.

Lachesism: Felaket ve zorluk yaşayıp bu durumdan kurtulma arzusu.

Exulansis: Heyecanlanmanıza, üzülmenize veya mutlu olmanıza sebep olan bir durumu karşınızdaki kişiye anlattığınızda paralel tepkiler alamadığınızda anlatma hevesinizin kaçması.

Adronitis: Birini gerçekten tanımanın çok zaman alacağı duygusunun verdiği hayal kırıklığı.

Onism: Olduğumuz kişiyi değiştirememenin vermiş olduğu üzüntü.

Liberosis: Sorumluluklardan kurtulma, arınma ve özgürlük hissi.

 

Edebiyatta Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) Akımı Nedir?

Edebiyatta Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) Akımı Nedir?

20. yüzyıl akımlarından biri olan Ekspresyonizm sanatta doğanın olduğu gibi aktarılması yerine iç dünyanın ve duyguların ön planına çıkarılarak temsil edilmesini savunmaktadır. İnsanların gizli düşüncelerini, fikirlerini ve yanlarını açığa vuran bir yaklaşım biçimi olarak bilinmektedir.

Empresyonizm (İzlenimcilik) akımına karşı olarak I. Dünya savaşından  doğmuştur. Ekspresyon Fransızca da  anlatım anlamına gelmektedir. İlk olarak Almanların kullandığı Ekspresyonizm sinema ve resimde can bulmuştur.

Bu akımı benimseyen şairin veya sanatçının dış dünyanın anlamsızlığı ve nesnelerin ruhsuzluğundan sıyrılarak kendi öz sezişini sanatına katması beklenmektedir.

Ekspresyonizmin öncüsü olarak kabul edilen Vincent Van Gogh dışında Herwarth Waiden, Strindberg  akımın diğer temsilcileri arasındadır.

İnsanın iç dünyasının yansıtıldığı sanat eserlerini konu alan bu akımda, somut görsellerden çok bütün duyguların en çıplak hali ve bastırılmış egoların dışa vurumu gözlenmektedir.  Bu sebepten akımın diğer adı ‘Dışavurumculuk’ olarak bilinir.

Bu akımın en iyi örneklerini veren sanatçılar ruhsal durumlarını eserlerinde anlatmaktadırlar. Ekspresyonistler dünyanın anlamsızlığına ruh ve anlam katarak, aklın çizdiği sınırları aşarak insanın öz derinliklerine inmesi gerektiği savını ortaya atmışlardır.

Ekspresyonistler kendi içlerine kapanıp kendilerini gözlemleyerek iç dünyalarını sanat eserlerinde açığa vurmuşlardır.  Bu eserler çoğunlukla fantastik olaylara ve korkutucu söylemlere yer vermektedir.

Eksresyonizm Temsilcileri; Franz Kafka, O’Neil, James Joyce, Eliot‘tur.

 

Telif Hakkı Nedir?

Telif Hakkı Nedir?

Telif; kişinin her alanda her türde kendi fikri emeğiyle meydana getirdiği ürünler üzerinde oluşan hukuki haklarıdır. Bilim, sanat veya yazın vb. yapıt üreten kişi bu yapı üzerindeki tüm hakları elinde bulundurmaktadır.  Ülkemizdeki telif haklarını Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile güvence altına alınmaktadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamına giren her eser yaratıldıkları andan itibaren doğal bir koruma altına alınır.  Telif hakkının ortaya çıkması için tescil edilmesine gerek yoktur.  Ülkesellik ilkesi geçerli olan Telif hakları, hangi ülkeden talep ediliyorsa o ülkenin koruma mevzuatı altında gerçekleşmektedir.

Telif hakkının sembolü çember içerisindeki C harfidir. Eserin © sembolünü içeriyorsa telif haklarının korunduğu anlamına gelmektedir.

Temel insan haklarından birisi ise Fikri haklarının korunmasıdır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul gören 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde geçen ” Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.” maddesiyle telif hakları koruma altına alınmıştır.

Kişi ürettiği eserin koruma hakkına yaşamı süresince sahiptir. Ölümünden itibaren 70 yıllık süreçte eserin koruma süresi devam etmektedir.

70 yıllık sürenin dolmasıyla eserin üzerindeki mali haklar ortadan kalkmaktadır.  Eserin aleniyetlik kazanmasının üzerinden 70 yılın dolmasıyla birlikte, eser izin alınmaksızın kullanılabilir.  Vefatının ardından 70 yıllık yasal hakkın dolmasıyla eser bir çok yayın evi tarafından telif hakkı ödemesi yapılmadan basılmaktadır.

İlk olarak İsviçre’nin Bern şehrinde 1886’da imzalanan Bern Konvansiyonu antlaşmasına, ülkemiz 1952’de katılmıştır. Bu anlaşma gereğinde Edebi ve Sanat eserlerinin korunması amacını gütmektedir…

 

Mammatus Bulutları Nedir?

Mammatus Bulutları Nedir?

Okyanus ve büyük deniz kıyılarında görülen Mammatus (mammatocumulus) bulutlarının Türkiye’de kullanılan ismine Memeli kümülüs denmektedir. Bir çeşit bulut kümesi olan bulutların görünümleri bilindiğinin aksine alt kısmında pürüzsüz yuvarlak kabarmalar oluşmaktadır.

Ülkemizde çok en şekilde görülen mammatus bulutları en çok Amerika Birleşik Devletlerinde ve Avustralya’da sıklıkla görülebilmektedir.

Bu bulutlar görüldükten kısa bir sonra gözden kaybolmaktadırlar. Gökyüzünde oluşan bu bulut kümeleri havanın kararsız olduğunu ve kötü havanın yaklaştığının habercisi olarak algılanır.

Tam olarak neden oluştukları henüz kesinleşmese de fırtına öncesi oluştuğu söylenmektedir.

Kriptomnezi Nedir?

Kriptomnezi Nedir?

Daha öncesinde bildiğimiz bir düşünceyi, her hangi bir bilgi veya yaratıcı imgeyi kendi ait gibi hatırlama ve tekrar etmeye verilen addır.  Öğrenildiği unutulan, yeni bir bilgi olduğuna inanılan ön yargılı hatıradır. Kişi belleğinde kalan bilgiler sezgi, fikir olarak yeniden ortaya çıkmaktadır.

Bu duruma dürüst yalancılık da denilebilmektedir.  Kişiler orijinal kaynaktan uzaklaştığında, belleklerinde kalan bilgi ileri ki zamanlarda kendi düşüncesi gibi ortaya çıkmaktadır.

Kriptomnezi kelimesini ilk defa Théodore Flournoy adlı psikiyatrist kullanmıştır. Kriptomnezi de bilerek ve isteyerek farkındalık yoktur, çoğu zaman ise hırsızlık/aşırma ile karışabilmektedir.

Bilinçaltımızın bir oyunu olan kriptomnezi genellikle yaratıcı işlerle meşgul olan kişilerde sıklıkla görülmektedir. Örnek verilmek istenirse; Nabokov’un Lolita adlı eseri bir süre boyunca çalıntı iddiasıyla anılmıştır.  Alman yazar Heinz von Lichberg’ın 1926’da yazdığı bir esere çok benzediği ve tamamen aynı olduğu iddia edilmiştir.

Romanın fikrini çaldığı için suçlamayan Michael Maar, yazar hakkında şu sözleri söyleyerek kriptomneziye yatkın bir cümlü kurmuştur.

“Bu öyküyü yıllar önce okuyup, sonra kendi fikriymiş gibi yeniden keşfederek yazmış olabileceğini” belirtmiştir.

 

Filofobi (Aşık Olma Korkusu) Nedir?

Filofobi (Aşık Olma Korkusu) Nedir?

Filofobi tıp dilinde aşık olma korkusuna verilen addır.  Bu rahatsızlığa sahip olan kişi duygusal birliktelik yaşamaktan aşırı derece de korkarak kaygılanmaktadır.  Sebebi bilinmeyen bir rahatsızlık olmakla birlikte geçmiş kötü tecrübelerden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Bu fobiye sahip kişiler herhangi duygusal bir birliktelik yaşayacakları kişiye karşı mesafeli dururken, bir araya gelmekten korkmaktadırlar.  Kaygı düzeyi artarken kalp atışları düzensizleşerek hızlanabilir ve mideleri bozulabilir.  Tamamen psikolojik bir rahatsızlık olan Filofobi tedavi edilebilir.

Aşk ve sevgi tarzı ilişkilerin daima acı ve terk edilme hislerini taşıdığını düşündükleri gibi bu acıdan kaçma dürtüsüyle hayatlarına birini dahil etmekten çekinirler.  Yada daha öncesinde kalp kırıklığıyla biten ilişkilerinin üstesinden gelememekte filofobiye neden olabilmektedir.

Kişi bu rahatsızlığının farkına vardığı anda psikolojik destek alarak sorunun üstesinden gelebilir. Uzmanların filofobi tedavisi için önerdiği iki tedavi seçeneği bulunuyor.

İlk olarak bilişsel davranış terapisi ve duyarsızlaştırma terapisi alarak olumlu sonuç kazanma ihtimalleri yükselir.  Filofobik kişi bu hislere karşı duyarsızlaştırılana kadar insanlarla sürekli etkileşim halinde olur, düşünce dizisindeki olumsuz düşüncelerin zihninden uzaklaştırılmasına yardımcı olur.

Terapiler sonucunda kişi olumsuz düşüncelere karşı nötr hale gelerek korktuğu ve ürktüğü şeye karşı direnç kazanarak tepkisini kontrol altında tutmaya başarabilir.

Hayal kırıklıkları, reddedilme korkusu ve mutsuzluktan beslenen Filofobi küçük yaşlarda ebeveynlerin yanlış eğitimleriyle de gelecekte kişiyi aşık olma korkusuna maruz bırakabilir…

Mavi Akımı Nedir, Maviciler ve Şiirleri

Mavi Akımı Nedir, Maviciler ve Şiirleri

Ankara’da yayımlanmaya başlayan “Mavi” dergisi Attila İlhan öncülüğüyle toplanan sanatçıların oluşturdukları yeni bir edebi akıma ev sahipliği yapmıştır.

Tahsin Yücel, Ferit Edgü,  Orhan Duru, Ahmet Oktay, Demir Özlü, Özdemir Nutku, Demirtaş Ceyhun’dan oluşan edebi topluluk, Garip Akıma karşılık bir araya gelmişlerdir.  Orhan Veli’nin şiir anlayışının aksine şairane bir yaklaşımla şiire dokunmayı seçmişlerdir.

Attila İlhan ve sonradan Maviciler olarak adlandırılan şairler, şiirin zengin benzetmelerle derinliği olması gerektiğini ve basite alınmaması gerektiğini savunmuşlardır.

Mavi dergisi 1952-1956 yılları arasında çıkar ve 36. sayısından sonra yayım dünyasına veda eder.  Yenilikçi şiiri savunmalarına rağmen Garipçilerin aksine şiirin açık olmaması gerektiğini, anlam kapalılığının şiir düz yazıdan ayıran bir özellik olduğunu iddia etmişlerdir.  Mavi rengi hürriyetin ve barışın rengi olması nedeniyle özel olarak seçilmiştir.

Türk şiirinde yeni bir eğilim ortaya atan Maviciler, içli zengin benzetmeleriyle şiire farklı bir soluk getirmişlerdir.  Attila İlhan Garipçilerin şiirleri üzerine “Batılı ve Türk olabilen bir esthetique (estetik) bir bileşime varabilme sorunu” içinde olduğunu, ancak önce Garip sonra İkinci Yeni hareketinin şiirimizi “yozlaşmaya” götürdüğü yorumunda bulunmuştur.

Mavicilerin Şiirleri;

Üçüncü Şahsın Şiiri –  Attila İlhan 

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

Dizeler – Ferit Edgü 

üç sözcükten oluşan bir cümleye
“hayat buymuş demek”
sığacak denli yalındır yaşam

insan yalnız yaptıklarıyla değil
yapmadıklarıyla da insandır

yıllardır
“bana yaşamımı geri ver”
diyeceğim
birini arıyorum

savaşa gitmedim
para sahibi olmadım
ünüm, unvanım olmadı

tüm yaşamım boyunca eksik bir şey vardı
hiçbir zaman bulup çıkaramadım

Yin Yang Nedir?

Yin Yang Nedir?

Çin ve Uzak Doğu ülkelerinde karşıtlıkla zıtlığın bir arada uyum içinde bulunduğu, birbirini tamamlayıcı dengede bir bütün oluşturduğunu ifade eden kavramdır.  Evren ile doğa arasındaki ilişkiyi araştırıp aralarındaki bağlantıyı açıklamaya koyulan bir kavram olan Yin Yang, Asya’daki coğrafyada kendisine bir çok taraftar bulmuştur.

Yin Yang felsefesine göre doğadaki her şeyin bir zıttı vardır.  Bu iki zıt güç olmadan düzen ve hareket mümükün değildir, Yin ve Yang iki zıt gücü temsil etmektedir.

Evren zıtlıkların bir arada bulunduğu bir yaşam kompleksidir, ancak bir arada var oldukları sürece varlıklarını sürdürebilirler.  Yin Yang felsefesi anıldığında akla gelen siyah-beyaz amblem, her siyahın içinde beyaz bulunduğu gibi beyazın içinde de siyah bulunmaktadır.

Yin ve Yang eksi ve artı değerlerin sembolize eder, amblemde ki kavis döngü ise değişimi ifade etmektedir.  Yin; dişiyi, geceyi ve koyu renkleri temsil ederken. Yang ise; erkeği, güneşi ve açık renkleri sembolize etmektedir.

İkisinin varlığı neticesinde zıtlıkları birbirini tamamlar ve anlamlı kılar.  Yin Yang felsefesince hayattaki her şey zıttı ile varlık kazanabilir.

Kısaca her Yin içinde Yang, her Yang içinde Yin bulunur ve zamanla birbirlerine dönüşebilirler…

KABİL NEDİR?

Kabil Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça, Sıfattır

Olabilirliği olan, İmkanı olan, Olası, Muhtemel.

Mümasil, Gibi, Benzer.

Çeşit, Cins.

Eş anlamlısı Mümkün, Olabilir

Cümle İçinde Kullanımı:’ Kabilse bir an önce onun yanına gitmek istiyorum.’