Kelime Kökeni: Ad
– Ağlamak eyleme veya durumu
– Ağaçtan öz suyu alma
– Ağıt
– Ağlayan kişiye durmasını söyleme
Cümle içinde kullanımı: ” Arkadaşlarımın çoğunluğu beni ağlama duvarı gibi gördüklerini düşünmeye başladım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağlamak eyleme veya durumu
– Ağaçtan öz suyu alma
– Ağıt
– Ağlayan kişiye durmasını söyleme
Cümle içinde kullanımı: ” Arkadaşlarımın çoğunluğu beni ağlama duvarı gibi gördüklerini düşünmeye başladım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağza kapatılan kapak
– Nefesli çalgılarda ağza gelen bölüm ve bölüme takılan alet
– Huysuz ve ısırgan hayvanların ağzına takılan kafes
– Kuyu bileziği
– Ucuna sigara takılarak için araç
Cümle içinde kullanımı: ” Klarnetine ağızlığı takıp çalmadan önce derin bir nefes çekti içine. “
Kelime Kökeni: Ad
– Ağzı olan
– Mecazi insan
Cümle içinde kullanımı: “Ağızlı tarafı fotoğrafın tam ortasına gelmeli bu biraz sola kaymış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yüzde yemek yemeğe, soluk alıp vermeye yarayan organ
– Ses çıkarmaya, konuşmaya yarayan boşluk
– Çıkış yeri
– Nehir ve akarsuların döküldüğü yer, munsap, kavuşan
– Kesici aletlerin keskin yanı
– Yöresel dil kullanımı, şive
– Yeni doğum yapmış inekten sağılan ilk sütün adı
– Liman, körfez ve koyların açık yanı
– Yolların birleştiği yer, kavşak, düzeydeş geçit
– Üslup, konuşma biçimi
Cümle içinde kullanımı: ” Yarım ağız bir teşekküre koca bir evliliği sığdırıp bavulunu alıp gitti, terk edilmek bu kadar kolaydı işte.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağıt söyleyen veya ağıt yakan kimse, sagucu, mersiyehan
– Ölen kimsenin ardından ağıt söylemek için parayla çağrılan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Ölü evlerinde ağıtçıları görmek beni hep öfkelendirmiş, ölümün uhrevi yanını bozduklarını düşündürtmüştür. “
Kelime Kökeni: Ad
– Sosyal ve toplumsal felaketler için söylenen söz veya ezgi, mersiye, sagu
– Ölen kimseni iyi yönlerini, özelliklerini, bıraktıklarını ve ona duyulan özlemi dile getiren söz veya yazılar
Cümle içinde kullanım: ” Ben ölüp gittikten sonra arkamdan ağıtlar yakmışsın ne fayda?”
– Yün ve iplik eğirmeye yarayan iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen ortası delik ağaç veye kemik
– Yassı ve silindir şeklindeki nesne
Cümle içinde kullanımı: “Nenem eskiden sobanın yanı başına oturur elin ağırşak alıp yün eğirirdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kıymetli, değerli
– İtibar, saygı
– Ağır olma durumu
– Ağır başlılık
– Evlenilecek yaştaki kıza verilen paranın ölçüsü
– Kabus, uykuda gelen uyuşukluk
– Sıkıcı, iç karartan durum,
– Ordunun yiyecek, içecek ve cephane yükü
– Boks, güreş, fitness, judo gibi spor alanlarında yarışmacıların kilolarına göre katılım sağladıkları kategori
Cümle içinde kullanımı: ” Bir zamanlar sevdiği geç kızı almak isteyen güveyler ağırlığınca altında başlık parası verirdi.”
– Saygı ve itibar göstermek misafir etmek, izaz etmek, konuğu hoş tutma
– Yavaşlamak
Cümle içinde kullanımı: “Sayın Belediye başkanımız bizzat makam odasında bizleri ağırlayarak sıkıntılarımızı dinledi. “
Kelime Kökeni: Zarf
– Ağırınca
Cümle içinde kullanımı: ” Ağırınca toprak kabul eder mi mezar ey kardeşim!”