Kelime Kökeni: Ad
– Loğusa humması
– Albasdı, alkarısı
– Doğum sırasında bakımsızlık nedeniyle meydana gelen ateşli hastalık
Cümle içinde kullanımı: “İlk çocuğumu kucağıma aldığımda korktuğum başıma geldi albastı, neredeyse ölüyordum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Loğusa humması
– Albasdı, alkarısı
– Doğum sırasında bakımsızlık nedeniyle meydana gelen ateşli hastalık
Cümle içinde kullanımı: “İlk çocuğumu kucağıma aldığımda korktuğum başıma geldi albastı, neredeyse ölüyordum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Alazlamak işi
– Dağlamak, kızgın demirle yakma
– Yılancık hastalığı, vücutta kızıl lekelerin oluşması, erizipel
Cümle içinde kullanımı: ” Dün evlerine geçmiş olsun demeye uğradım çocuğu alazlama olmuş her yerinde lekeler çıkmış.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bundan dolayı, buna istinaden, bunun üzerine
Cümle içinde kullanımı: “Binaen alâ zâlik Allah’ın lütuf ve sevgisi ile siz dostlarımı selamlıyorum. “
Kelime Kökeni: Zarf
– Ateş gibi
– Alev alev
– Karmakarışık, alaca bulaca, renk bakımından karışık
Cümle içinde kullanımı: ” Binayı saran parlak kırmızılıklar alaz alaz dalgalanıyor etrafa görülmedik bir ışık yayıyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Alev, alav, alave, şule, yalaz
– Ağaçsız toprak
– Debdebe, gösteriş, ihtişam, şaşaa
Cümle içinde kullanımı: ” Alaz alaz parlayan ateşin üstüne atılan etlerden yayılan koku bütün ormana yayıldı. “
Kelime Kökeni: Ad-sıfat
– Alaydan yetişme subay
– Gösterişli, debdebeli, şaşalı, tantanalı
– Okula gitmeden kendi kendine yetişmiş kişi
– Eğlenceli, istihzalı, alay edici, alaycı
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim Rıdvan mektepli değil alaylıdır bu sebepten bir bakışta anlar arabanın arızasını. “
Kelime Kökeni: Ad
– Osmanlı devletinde yüzbaşı ile binbaşı arasında yazıcı sınıfından bir memur, asker
Cümle içinde kullanımı: “Alay emini Velat bey aldığı maaşın çoğunu öksüz yetimi doyurmak için harcayan babacan bir adamdır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir tür fitilli tüfek
Cümle içinde kullanımı: ” Dağdaki efelerin bellerinde alaybozan, ellerinde çakı ve mutlaka hançerleri olur.”
Kelime Kökeni: Sıfat ve Zarf
– Toplu olarak, kalabalık olarak
– Sürü sürü, güruh güruh, grup grup,
– Çok sayıda
Cümle içinde kullanımı: “Cümle dertler üstüme alay alay gelirken soğuk kanlı kalmalı kendime mukayyet olmalıydım.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Topluluk, cemaat, güruh, hep, cümle, kalabalık
– Hafife alma, küçümseme, taklit yoluyla eğlenme
– Gösteri yürüyüşüne katılan askeri birlik
– Üç taburdan oluşan asker birliği
Cümle içinde kullanımı: “Alay edercesine başını her sallayışı, her gülümsemesi insanı deli etmeye yetecekti.”