Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ümit
– Umut
– İhtiras
– Arzu
– Şiddetli arzu
– Tutku
– Tamah
– Ummak
Cümle içinde kullanımı: “Genç ve güzel Emel hanımın istekleri doğrultusunda siparişleri değiştirildi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ümit
– Umut
– İhtiras
– Arzu
– Şiddetli arzu
– Tutku
– Tamah
– Ummak
Cümle içinde kullanımı: “Genç ve güzel Emel hanımın istekleri doğrultusunda siparişleri değiştirildi.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Üvey evlat
– Zahmetsizce vücuda gelen
– Çalışmaksızın
– Zahmetsiz
– Emek harcamadan elde edilen
– Eziyetsiz
– Kolay
Cümle içinde kullanımı: “Ter akıtmadan emeksiz kazanılan ekmeğin tadı her zaman yavandır.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Emekli olma durumu
– Tekaütlük
– Geçmiş hizmetleri karşılığında belirli bir gelire hak kazanma
Cümle içinde kullanımı: “Emeklilik zamanı geldiğinde evini satıp kasabasına geri dönecek.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Yorucu
– Zahmetli
– Yaş haddinden işten ayrılma
– Zor
– Kolay karşıtı
– Rahatsızlık
Cümle içinde kullanımı: “Öğretmen emeklisi Hasan amcanın mektubunu özlemle okumaya başladı.”
Sizde var olan bir yiyeceğin ya da başka bişeyin karşı tarafta olmaması durumunda sahip olduğunuz şeylerden karşı tarafa göz hakkı olarak vermek gerekir.
Cümle içinde kullanımı: ”Meyve bahçesindeki kırmızı elmaları görünce hamile olan ayşe’nin canı çekmiş. Bahçe sahibide Gören gözün hakkı vardır diyerekten ayşe’ye elmalardan ikram etmiş. ”
Ne yaptığını bilmeyen ve konuştuğunun nereye gideceğinin farkına varmadan konuşan insanlardan uzak durmak gerekir.
Cümle İçinde Kullanımı : ” Hamit amcanında ne yaptığı belli değil sürekli insanların kalbini kırıyor ne dediğini bilmiyor. Gördün Deli Savul geri atalar boşuna dememişler. ”
Kelime Kökeni: Ad
– Henüz yürüyen çocuk
– Yavaş adımlar atan
– Yeni emeklemeye başlayan çocuk
Cümle içinde kullanımı: “Emeklerce yürüyüşünden belli hala ayakları güçsüz görünüyor.”
– Rahatından ödün vermeden çalışmadan bir yere varılamaz. İyi bir yerlere varmak yoksulluk içinde kalmadan refah içinde yaşamak için çalışmak gerekir.
– Cümle içinde kullanımı: ” Köy kahvesinde Kış boyu yakacak odun yoktu. Köylü ellerinden geldiğince yakacak yardımında bulundu. Kahvehane sahibi yaz boyu yakacak yeter diye çalışmadı gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür. ”
– Çabalamak
– Çaba göstermek
– Çalışmak
– Debelenmek
– Dizler ve eller üzerinde yürümek
– Acemilik geçirmek
Cümle içinde kullanımı: “Çocuklar bile yürümeden önce emekler sonrasında dengesini bulur.”
Kelime Kökeni: Ad
– İş arkadaşı
– Kapı yoldaşı
– Çalışma arkadaşı
– Aynı görevde çalışan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Fabrikanın ayakta durmasını sağlayan emekdaşlar sayesinde bu kriz dönemini atlatacağız.”