Kelime Kökeni: Ad
– Uzun kıllı köpek
– Uzun tüylü köpek
– Güneydoğu Anadolu’da söylenen uzun hava
– Kebe
– Oğuz boyuna ait oymak
Cümle içinde kullanımı:” Eskilerden buralarda barak cinsi itler çok olurdu sonra sonra azalıp görünmez oldular.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uzun kıllı köpek
– Uzun tüylü köpek
– Güneydoğu Anadolu’da söylenen uzun hava
– Kebe
– Oğuz boyuna ait oymak
Cümle içinde kullanımı:” Eskilerden buralarda barak cinsi itler çok olurdu sonra sonra azalıp görünmez oldular.”
Kelime Kökeni: Farsça-bârâh+Arapça-î
– Uyumluluk
– Uygunluk
– Mutabakat
– Mukarenet
Cümle içinde kullanımı:” Parçalar arasındaki bâ-râhî yakalanmaz ise ahenkten söz etmenin mümkünatı yoktur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yolcu
– Uyumlu
– Mevzun
– Yola çıkan kimse
Cümle içinde kullanımı:” Garip bir bâ-râh hayat yorgunluğundan, şehir yalnızlığından kaçıyor desinler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Allah, Tanrı, Yaratan
– Sadık ve dindar olan kimse
– Yük, ağırlık
– Defa, kere, zaman, kez
– Meyve, yemiş
– Uğraş, iş, meşguliyet
– Eklendiği söze yağdıran, saçan anlamlarını veren ek
Cümle içinde kullanımı:“Güher-bâr güzellik demetisin, en çok yanıma yaraşır kokumu alırsın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çağırmayı ifade eden ve genellikle ikilemeli olarak kullanılan söz, bar bar bağırmak
– Erzurum halk oyunu
– Ayaküstü içki içilen mekan, eğlence yeri
– Spor salonlarında ağırlıkların takıldığı metal çubuk
– Hava basınç birimi
Cümle içinde kullanımı:” Barda bir iki tek attıktan sonra çıkıp gidecekti kafası o kadar dalgın ve karışıktı ki çevresini algılayamıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Züleyha
– Su perisi
– Hz. Yusuf’un sevdiği kadın
Cümle içinde kullanımı:“Bânû-yı mısr ki güzelliğiyle değil aşkıyla dikkatini çekmiştir Yusuf’un.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Güneş
– Şems
– Işık ve ısı veren büyük gök cismi
Cümle içinde kullanımı:“Bânû-yı maşrık doğduğunda saadetin en büyüğünü sabaha borçlu olacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yeni gelin, evlenmiş kadın
– Büyük kadın
– Ev sahibesi
– Hanım, hatun, zevce
– Gül suyu şişesi
– Şarap şişesi
Cümle içinde kullanımı:” Bu konağın Bânû hanıımı varken kim üstü söz söyleyip lafını çiğneyebilirdi ki?”
– Batırmak
– Bandırmak
– Sulu yemek tarzı şeylere ekmeği batırmak
Cümle içinde kullanımı:” Anamın yaptığı acılı menemene ekmeği banmadan askerliğin bittiğini anlamamıştım.”
– Ezan okumak
– Yüksek sesle bağırmak
– Sesli okumak, dıştan okumak
– Sesi gür çıkan
Cümle içinde kullanımı:” Banlayan sesini işittiğim andan beridir bedenimdeki ürperti hissi bir türlü geçmedi.”