Kelime Kökeni: Arapça-bûrhân çoğul biçimi
– İspatlar
– Deliller
– Bürhanlar
– Emareler
– Kanıtlar
Cümle içinde kullanımı: “Berâhîn olmadığı sürece soruşturma tamamlanamaz veyahut suçlama yapılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bûrhân çoğul biçimi
– İspatlar
– Deliller
– Bürhanlar
– Emareler
– Kanıtlar
Cümle içinde kullanımı: “Berâhîn olmadığı sürece soruşturma tamamlanamaz veyahut suçlama yapılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-berehmen çoğul biçimi
– Brahmanlar
– Puta tapanlar
– Puta tapanların papazları, din adamları
Cümle içinde kullanımı: “Berâhime Hint ve Mecusi dinlerindeki sözü geçen din adamları olarak bilinmektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yola çıkan
– Yolcu
– Yolculuğa çıkmış kimse
Cümle içinde kullanımı: “Be-râh Allah’ın izniyle adım atmaya başlamışsa kimse onu yürümekten alıkoyamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çorak yer
– Açık arazi
– İşlenmemiş toprak
– Verimli olmayan topraklar
– Tarıma elverişli olmayan tarla
– Eza ve meşakkat
Cümle içinde kullanımı: “Güneş altında kuruyan berâh misali rüzgarın sert esintisinde kavruluyorsun.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pireler
– Küçük asalak böcekler
Cümle içinde kullanımı: “Kan emen berâgîs gibiler bir kez yapıştılar mı ensene asla inmezler üstünden.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Aklanma
– Borçsuzluk
– Temize çıkma
– Suçsuz çıkma
Cümle içinde kullanımı: “Yüce mahkeme sanığın berâ’et-i zimmetine karar vermişse bize itiraz etmek düşmez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Temize çıkma
– Aklanma
– Münezzehiyet
– Suçsuzluğu ilan edilmiş kimse
– Temiz
Cümle içinde kullanımı: “Berâ’et edebilir miyim gönlünden biliyorum ayrı sabahlardayız yine de bir gün affına sığınabilir miyim?”
Kelime Kökeni: Arapça-berberî çoğul biçimi
– Berberîler
– Berberistan halkı
Cümle içinde kullanımı: “Cezayir bölgesinde yer alan berâbir, Berberistan soyundan gelen insanlardır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Beraber olma
– Birlikte olma
– Yan yana olma
– Baş başa olma
Cümle içinde kullanımı: “Berâberliklerini ilan ettikleri andan itibaren el ele tüm zorluklara karşı birlikte yürüyorlar.”
– Eşitlemek
– Bir hizaya getirmek
– Aynı düzeye getirmek
Cümle içinde kullanımı: “Sınıf ve statü farkını berâberlemek için çabalamanı anlıyorum lakin tek bir kişiyle olacak iş değil bu.”