Kelime Kökeni: Farsça-ber+Arapça-hayât
– Canlı
– Hayatta olan
– Yaşayan
– Hayat dolu
– Diri
Cümle içinde kullanımı: “Ber-hayât birine ölümü anlatıyor şimdiden dar-ı dünyadan vazgeçmesini söylüyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça-ber+Arapça-hayât
– Canlı
– Hayatta olan
– Yaşayan
– Hayat dolu
– Diri
Cümle içinde kullanımı: “Ber-hayât birine ölümü anlatıyor şimdiden dar-ı dünyadan vazgeçmesini söylüyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hayta
– Haylaz
– Yaramaz
– Feryat, ağıt
– Haykırış
– Apaş
Cümle içinde kullanımı: “Berhây bir çocuk olan bu yavrucak ilerde ailemizi kalkındıran bir genç adama dönüşebilir ümidi kesmeyiniz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Asi
– Baş kaldıran
– Ayaklanmış
– Ayağa kalkmış
– İsyancı
– İsyankar
– Dik başlı
Cümle içinde kullanımı: “Her dönemde ve çağda ber-hâste toplumlar ayyuka çıkmaktadır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Büyük ve düzensiz konak
– Kullanışsız durumdaki daire
– Virane durumdaki ev
Cümle içinde kullanımı: “Savaş sonrası şehirleri kaplayan ber-hâneler de insan yokluğu, sokakların o çilekeş hali nasıl unutulur?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sada, ses, seda
– Şan, ün, şöhret
– Güç sahibi
– Han soyundan gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Berhân-ı hikmet sahibi bir akrana sahip olmadığımız için eziyet çektik.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi ibrâh
– Ahlaksız
– Günahkar
– Zorluk
– Sıkıntı, güçlük, çile
– Cefa
Cümle içinde kullanımı: “Başka vücutları seversen eğer kaderin berh, bahtın kara olsun!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Seçme
– Müntahap
– Seçilmiş
– Seçkin, üstün
Cümle içinde kullanımı: “Âsâr-ı ber-güzîde Türk edebiyatımızı süslerken elbette diğer ülkelerin edebi eserlerine de saygı duymalıyız.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Anmalık
– Hediye
– Yadigar olarak verilen şey
– Hatıra
– Andaç
Cümle içinde kullanımı: “Bırakıp gittiğin bergüzâr sana olan hasretimi dindirebilseydi papatyaları bu denli sevmeye devam edemezdim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Makus
– Tersine dönmüş
– Yüzü dönmüş
– Baş aşağı hale gelmiş
– Zıttı
– Uğursuz
Cümle içinde kullanımı: “Neylerim sen bergeşte talihimi hor görüp beni kapı önüne koyarsan!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yapraklı
– Yaprağı olan
Cümle içinde kullanımı: “Berg-dâr yeşil bitkiler fani dünyanın akciğerleri değil de nedir peki?”