Kelime Kökeni: Arapça
– Afyon şurubundan yapılan keyif verici içki
– Keten yaprağından yapılan içki
– Özlenen
– Sarhoş eden macun
Cümle içinde kullanımı: “Berş içer gibidir dizlerinde uyumak, bir yanım sarhoşken bir yanım buruk bir acıya teslimdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Afyon şurubundan yapılan keyif verici içki
– Keten yaprağından yapılan içki
– Özlenen
– Sarhoş eden macun
Cümle içinde kullanımı: “Berş içer gibidir dizlerinde uyumak, bir yanım sarhoşken bir yanım buruk bir acıya teslimdir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Satlıcan
– Zatülcenb
– Göğüs sancısı
– Akciğer zarı iltihabı
Cümle içinde kullanımı: “Bersâm hastalığından muzdarip olduğundan beri eski neşesi cıvıltısı kalmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça-berrî sözünün müennes dişil biçimi
– Kara kuvvetleri
– Kara askerleri
– Bahriyye karşıtı
– Kara ordularının tümü
Cümle içinde kullanımı: “Berriyye ve Bahriyyelerden oluşan kocaman bir grup asker kuşluk vakti harekata başladı.”
Kelime Kökeni: Arapça-berr sözünün tesniye ikilik biçimi
– İki kara
– Asya ve Avrupa
Cümle içinde kullanımı: “Fatih Sultan Mehmed’e takılan berreyn lakabı her iki kıtanın da sultanı olduğu anlamındadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Karadan
– Kara yoluyla
– Bahren karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Berren gelen kamyonların arkasında uzun bir kış yetecek kadar tahıl ve baklagil var.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kuzu
– Kuzu burcu
– Doğru sözlü kimse
– Temizleyici
Cümle içinde kullanımı: “Kendi kendini temizlemek mi övünç kaynağıdır yoksa berre olup başka insanları aydınlığa çekmek mi mühimdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Berş adı verilen içkiye düşkün kimse
– Afyon şurubu içen kimse
– Sarhoş edici macuna düşkün çok içen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Berrâş içip içip kafayı bulan adam paytak adımlarıyla etrafta dolanıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yabanî
– Sahra veya çöle ait
– Haricî
– Yabancı
– Avrupalı
– Şeriat hükümlerine uymayan
– Zimmî karşıtı
– Dıştan olan
Cümle içinde kullanımı: “Başka şehirlerden gelen berrânî yanında tuttuğu çırağıyla çarşıyı geziyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kesen
– Kesici
– Keskin
– Kesme işini yapan
Cümle içinde kullanımı: “Berrân eylemiş bakışlarında yaşamla ölüm aynı anda can çekişiyordu.”
– Parlak duruma gelmek
– Aydınlanmak
– Tenevvür etmek
– Işıldamak
Cümle içinde kullanımı: “Berrâklanmak için kalbinle birlikte zihnini de açmalı bakış açını geniş tutmalısın.”